Bugün sokaklar kırmızı güllerle, vitrinler kalpli balonlarla dolu. Sosyal medya ise "en mutlu çift" yarışmasının dijital sahasına dönmüş durumda. Peki, sahne arkasında ne var?
Gerçek aşk, özenle filtrelenmiş bir Instagram fotoğrafı mıdır, yoksa o fotoğraf çekilmeden önceki beş dakikalık "Işığı ayarlayamadın" tartışmasına rağmen masaya oturup yemeğe devam edebilmek mi?
Modern dünya bize sevgiyi kanıtlamanın yolunun nesnelerden geçtiğini fısıldıyor. Oysa sevgi, bir paketleme sanatı değil, bir bir arada kalma sanatı.
Sabır: Birbirinin aynı hikayelerini bininci kez dinleyebilmek.
Sessizlik: Yan yana otururken konuşma zorunluluğu hissetmeden huzur bulabilmek.
Kabul: Partnerinin en huysuz halini, sabahki dağınık saçını veya en anlamsız korkularını sahiplenmek.
Eğer bugün bir hediye almadığınız için ilişkiniz sarsılıyorsa, sorun hediyede değil, temeldeki çatlaktadır. Çünkü aşk, yılda bir kez yapılan "büyük jestler" toplamı değil; yılın 364 günü sergilenen küçük, görünmez nezaketlerin birikimidir.
Bugün sevgilisi olmayanlar için "yalnızlık" vurgusu yapılırken, aslında en büyük yalnızlığın yanlış bir kalpte, sadece günün hatırına kalmak olduğunu unutuyoruz.
Sonuç olarak; Sevgililer Günü’nü kutlayın ya da kutlamayın, ama sevgiyi bir "proje" haline getirmeyin. En büyük hediye; birinin zihninde güvenle uyuyabilmek ve bir başkasının hayatında "yük" değil, "liman" olabilmektir.
Sevginin tüketilen değil, çoğaltılan bir emek olduğu bir gün dilerim.
#sevgililergünü, #14şubat, #aşk, #ilişkiler, #köşeyazısı, #farklıbakış, #romantizm, #farkındalık, #güncel