|
Tweet |
“GÜÇLÜ KADININ YALNIZLIK YALANI”
Işıklar açık.
Kadın gülüyor.
Masada herkes onunla konuşmak istiyor.
Cümleleri yerinde, enerjisi yüksek ve “kahkahaları büyük...”
Bulunduğu ortamı dolduran kadınlardan.
Eksik bırakmayanlardan.
Ve herkes aynı şeyi düşünüyor:
“Bu kadın güçlü.”
Ama kimse şunu sormuyor:
“Bu kadın yorulduğunda kime yaslanıyor?”
Çünkü herkes onların taşıyabildiğini görür.
Kimse taşırken yorulduklarını fark etmez.
Bir şey eksildiğinde aranırlar.
Bir şey dağıldığında hatırlanırlar.
Ama sıra onlara geldiğinde…
Çoğu zaman sessizlik kalır.
Akşam olur.
Kalabalık dağılır.
Sesler çekilir.
Kadın eve girer.
Topuklu ayakkabıyı çıkarır.
Omuzlarındaki görünmeyen ağırlık iner.
Ve ilk kez…
Durur.
O an güçlü değildir.
Sadece insandır.
Ve içinden geçen cümle nettir:
“Bugün de kimseye yük olmadım.”
Dışarıdan bakınca güçlü durur.
İçeride ise başka bir gerçek vardır:
Kimse de onun yükünü almamıştır.
Kimse “ben buradayım” demez.
Kimse “yoruldun mu” diye sormaz.
Çünkü herkes…
Onun zaten düşmeyeceğine inanır.
Oysa gerçek basittir:
Güçlü kadınlar yalnız değildir.
Yalnız bırakılır.
Sevilirler. Ama korunmazlar.
Yanlarında olmak istenir…
Ama ruhlarına dokunulmaz.
Çünkü güçlü kadın… Uzaktan daha kolaydır.
Bir süre sonra o da değişir.
Daha az anlatır.
Daha az ister.
Daha az bekler.
Çünkü öğrenmiştir:
İnsan, karşılık bulamadığı yerde sesini kısmaya başlar.
Kahkahaları küçülür...
Ama kimse şunu söylemez:
Güçlü olmak güzeldir.
Ama kimsenin o kadına dokunmaya cesaret edememesi…
Maalesef o kadar da güzel değildir.
Ve asıl mesele şu:
Bazı kadınlar güçlü değildir.
Sadece…
Kimse onlar için güçlü olmamıştır.
Ben Aslı.
Bazı kadınlar dimdik durur… Çünkü hiç yaslanamamıştır.
Bir sonraki cümlede görüşmek üzere...