Magazin-Denge-Hit Magazin
Görev aldığım bir çok gazetenin her masasında görev aldım. Tecrübelenmek ve tecrübe edinmek adına bu görev dağılımlarında yer almak bir başka heyecan. Hayatımın Sloganı,
-“Dokunmazsan hissedemez hissedemezsen Yaşayamazsın!”
O yüzden verilen her görevi her habere koşarak gittim. Bazen de gazetenin yönetim masasından çıkıp sahaya çıkarak haberciliğimizin özgün dili ve tarzını büyük bir keyifle sergilemeye gayret ettim. Her gün Adliye’nin önünde bekleyen mesai arkadaşlarımın hareket tarzını izliyorum. Adliye Muhabirliğinin dili ve davranışı tecrübe isteyen bir tecrübedir.
Hadi bakalım bekleyelim diyerek onların arasına karıştım. Bir Rus İşadamının Türkiye ye konu olmuş bir davası takip ediliyor. Bilgi alabilmek için saatlerini veren adliye muhabirleri bir ara davanın savcısı ile karşılaşır. Soru sormaya çekinir gibi bizimkiler. Geçmişte spor servisinin de tecrübesiyle hızlıca ileriye atılıp savcıya dava ve süreçle ilgili soru sormaya yeltenir gibi oldum ki arkadan genç adliye muhabiri arkadaşlarım uyarı yapmaya kalmadı davanın savcısı bastı gitti.
-Abi ne yapıyorsun. Maç sonrası röportaj alınır gibi değil bu adliye dili ve yolu yordamı”… deyince adliye muhabirliğinin dilinin de gazetenin diğer bölümlerinden çok farklı bir angajmanla görev olmadığın tanıklık ettim. Zaten daha da adliye ye haber içinde gitmedim.
Magazin Muhabirlerinin temposuna, haber takiplerinin hayranıydım. Ama onların haber rotasına ayak uydurmak başka bir beceri ister. Onlara da dokunmak için ricada bulundum.
-Bende geleceğim sizle
-Abi kolay değil bak. Bence önce uzaktan izle gör sonra takılırsın.
-Yok yaa ne var mış iki kare fotoğraf çekeceksin adını soyadını yazacaksın mekan adı şarkıcı coşturdu vs. Tamam işte haber
Randevulaştık.
-Saat kaçta buluşuyoruz.
-Saat 12.00 de kapı açılır 03.00 gibi de mekan dolar
-Delirdiniz mi siz. Ben saat 12.00 de kaçıncı uykumdayım.
Neyse dokunacağız ille. Hissedip, yaşayacağız.
Ekip Başı Tanju Altınay, sonra Sabah gazetesinden Tuna ve daha birçok arkadaşımız buluştuk. Başladık mekanları geziyoruz.
Mekanların tecrübesi mesai arkadaşlarım bir bir fotoğrafları çekiyor. Onları izliyorum geriden. Sonra onların izlediği rotadan fotoğraflarımı çekiyorum. Benim farklı olduğum ve bu sahaların insanı olmadığım mekan müdürleri tarafından dikkat çekiyor haliyle.
Bir hızla çıkıyoruz mekandan. Bir başka mekana koşar adım. Nerde ne var her şey biliniyor. Allahım bu nasıl bir tempo. Biz kale arkasında top gelecek fotoğrafı çekeceğiz futbolcunun diye 90 dakika beklerken yorulduğumuzu söyler dururduk. Yorgunluk muymuş bu?
Neredeyse gün ağaracak saat sabahın 04.00’ü nasıl da geçmiş vakit.
- Hadi çorba içmeye….
Ezan okunur, güneş yükselir, herkes evlerine dağılır.
Ben o gün sabaha kadar haber peşinde koşan arkadaşlarımın, dostlarımın gazeteye gelmeyeceğini düşündüğüm de baktım ki sabah saat 09.00 da çoktan bilgisayarların başına geçmiş ertesi güne çıkacak gazetenin haberlerini yazmaya başlamışlardı bile.
Ve Magazin Muhabirleri ile uzun bir süre habere de çıkmadım. Çünkü Magazin muhabirliğinin de dili var. Fotoğrafları çekilenlerin kim olduğu, yanında sağında solunda bulunanların kimle olduğu, masada bulunanların değil fotoğrafa konu olanların esas fotoğrafa konu olması gerektiğini, mekan sahibini zor durumda bırakmadan işini en iyi şekilde yaparak çıkıp oradan ayrılmanın bir düstur olduğunu. Yani Magazin Muhabirliği bir denge yayıncılığı aslında. Dengeleri koruyarak, değerlere sahip çıkarak, gazetenin bu biriminde yer almak ayrı bir tecrübe ister. Karşı tarafa güven veren bir duruşla alakalıdır Magazin Muhabirliği. Bu heyecana kapılıp işini yapan ve daha sonra gazetenin sektörün çeşitli alanlarında göreve başlayan onlarca arkadaşımız oldu. Ancak biri var ki o da Bugün Antalya da Magazin Muhabirliğinin öncüsü, gerçek magazin muhabiri Tanju Altınay. Onun rahlesinde geceler boyu yan yana bulunmak istemem yanan ışıkların nasıl söndürüldüğünü, sevenlerin nasıl masadan ayrıldığını, tartışan çiftlerin mekandan ayrılıp birbirlerine dışarda nasıl sarıldıklarına hatta birbirlerinin yüzüne yüzükleri atıp da göz yaşları içinde ayrıldıklarına…. Magazin Muhabirliğinin zorluklarını yaşayanlar bilir. Tanju Altınay bu zorlukları yıllarca çok uzun yıllarca sürdüren ve herkes tarafından da tek adres gösterilen bir gazeteci büyüğümüz olmuştur. Hala daha ondan öğrendiğimiz ve öğreneceklerimiz var.
Bir gece yine birlikte habere çıkmak ister miyim? Düşünmeden de edemiyorum. Bunun için magazin muhabiri olmanın antrenmanlarına katılmak gerek. Hit Magazin de işte böylesine yoğun bir atmosferden doğdu. Şimdi tek bir kare fotoğrafın çok şey anlattığı o paylaşımlar binlerce kişinin merakla okuduğu HİT MAGAZİN Antalya da bir markaya dönüştü. Ve ben yeniden bu heyecanı yaşıyor olmaktan inanılmaz tarifsiz bir mutluluk içindeyim. Yine ve yeniden Tanju Altınay HİT MAGAZİN sayfalarında olmak. Ne güzel ne güzel.