Bugun...


ASLI DÖNMEZ

facebook-paylas
“BU GECE İSTANBUL DEĞİL, BİZ YANALIM”
Tarih: 11-03-2026 00:07:00 Güncelleme: 11-03-2026 00:07:00


BU GECE İSTANBUL DEĞİL, BİZ YANALIM

 

Bugün neredeydim bilmiyorum.

Ama evde değildim mesela.

Aklımın içinde bir yerlere oturmuş, video izliyormuş gibi yapıyordum.

Hani insan bazen bir şeyleri izler ama aslında kendi hayatına bakar ya…

Öyle bir hâl.

Derken bir cümle düştü ekrandan.

Öyle büyük laflar falan değil. Sade. Düz. Rahatsız edici.

 

“İnsan kendini başkasının insafına bırakırsa…”

 

Devamını duymadım. Çünkü bazı cümlelerin devamına gerek yok.

Onlar insanın kafasında tamamlanır.

Susmaz.

Dönüp dolaşıp aynı yerden vurur.

 

O an fark ettim…

Biz mutsuzluğu yanlış tanıyoruz. Mutsuzluk bağırmaz. Ağlamaz.

Kırıp dökmez.

 

Mutsuzluk çok kibar bir şeydir.

Sessizdir. Usludur.

Kimseyi rahatsız etmez.

 

İnsan kendini başkasının insafına bıraktığında mutsuz olmaz aslında.

Eksilir.

Yavaş yavaş.

Bir günde değil.

Bir “idare ederim”le başlar.

Bir “şimdi zamanı değil”le devam eder.

Bir “bozmayayım”la yerleşir.

 

Sonra bir gün uyanırsın. Hayat geçmiş ve sen hâlâ bekliyorsundur.

 

Kimse seni zorlamamıştır.

Kimse seni susturmamıştır.

Kimse “dur” dememiştir.

 

Ama sen, hakkını savunmayı ayıp sanmışsındır.

Sınır çizmeyi kabalık. Susmayı olgunluk.

 

Ve bir noktadan sonra buna alışmışsındır.

İnsan alıştığı şeye “kader” der.

Oysa bu kader falan değildir. Bu bildiğin teslimiyettir.

 

Kalp bir yere kadar dayanır. Sonra beyin devreye girer.

Kalp “olmuyor” der, beyin “idare ederiz” diye cevap verir.

 

Roller değişir. Kalp susar. Beyin bahane üretmeye başlar.

 

Ve hayat…

Seni ciddiye almayı bırakır.

 

Kimse seni yarı yolda bırakmadı aslında.

Bunu duymak zor ama gerçek.

Sen, direksiyonu verdin.

Sonra da “niye buraya geldik?” diye şaşırdın.

 

Bak açık konuşayım.

Sabır kutsal değil. Uyum erdem değil ve susmak asalet değil.

 

Bunlar kendini küçültmenin şık kelimeleri.

Hayat da küçülenleri fark etmiyor zaten.

 

Bu yazıyı yazarken aklıma durduk yere Yansın İstanbul geldi.

Sezen’in o cümlesi…

Hani hiç bağırmadan insanın içini yakan cümlelerden:

 

“Yansın İstanbul bu gece, külleri savrulsun.”

 

İşte tam olarak bu.

Ama İstanbul değil belki de yanması gereken.

Belki de artık başkalarının beklentileri yanmalı.

Senin “idare ederim”lerin.

Senin “bozmayayım”ların.

Senin kendinden vazgeçişlerin.

 

Yansın. Ve Külleri savrulsun.

Çünkü insan, kendi hayatına geri dönmediği sürece hiçbir yerde gerçekten yaşamıyor.

 

Ve belki de mesele şu:

Bu gece ne yansın istiyorsun?

Başkalarının kurduğu hayat mı…

Yoksa senin yıllardır ertelediğin sen mi?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR

2025 YILINA DAMGA VURAN SANATÇI SİZCE KİM?


YUKARI