|
Tweet | Tarih: 21-09-2025 11:32 |
Cuma günü, Antalya'nın üzerine kabus gibi çöken alevler her yeri sardığında, en büyük korkuyu kendi mahallemde, Kırcami'de yaşadım. Yangının şiddeti öyle büyüktü ki, alevler evime 3-4 metre kadar yaklaştı. Elimizde ip gibi akan sularla çaresizce bir şeyler yapmaya çalıştık ama nafileydi. Doğanın yıkıcı gücü karşısında ne kadar aciz olduğumuzu bir kez daha anladık.
Ne yazık ki yıllar geçse de, her yer yansa da ders alamıyoruz. Tüm önlemler, felaket yaşandıktan sonra başlıyor. Gerçi Kırcami yangınının bir afetle pek de alakası yoktu. Anız yakmak yüzünden, hem de lodosun en güçlü estiği bir zamanda tam üç kez yangın çıkmış ama bu en büyüğüymüş. Herkes öyle söylüyor.
O kritik saatlerde tüm dikkatlerin Alanya'ya çevrildiğini üzülerek gördük. Oradaki siyasi figürlerin varlığı, tüm hava araçlarının, uçakların ve helikopterlerin oraya yönlendirilmesine neden oldu. Biz ise gözümüzün önünde yanmaktan son anda kurtardığımız hayvanlara, alevlere teslim olan evlere ve çaresiz kalan komşularımıza tanıklık ediyorduk. Kırcami'nin bu eşitsiz muamele karşısında nasıl yalnız bırakıldığını düşündükçe içim acıyor. Yangına müdahale eden 2-3 itfaiye aracı canla başla mücadele etse de, yangının en şiddetli olduğu anlarda bizim bulunduğumuz yerde tek bir araç bile göremedik.

Ancak, her felaketin içinde bir umut ışığı mutlaka yanar. Kırcami'deki o yangın, bizlere adsız kahramanların ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterdi. Evimin yakınında çalışan ve sonradan adını "Kemik Kemal" olarak öğrendiğim Kemal'in yangına müdahale çabaları inanılmazdı. Tek başına arazözlerin üzerine çıkarak alevlerin içine girdi ve büyük bir mücadele verdi. Ayrıca, yoldan geçen özel bir kepçe, yangının söndürülmesinde büyük rol oynadı. Allah onlardan razı olsun.
Yangının çıkış nedeni ise elbette belliydi: anız yakmak. Bu, buralarda çok sık rastlanan ve sorumsuzluğun daniskası olan bir durum. Yol kenarındaki kargıların yanması ve patlamaları, rüzgarın aşırı şiddetiyle birleşince her şey aleyhimizeydi.
Benim evimin ve mahallemizin tamamen yok olmasını engelleyen o an, Emniyetimize ait TOMA 6'nın yangının içine girmesiydi. O devasa araç, sanki bir cankurtaran gibi alevlerin en yoğun olduğu yere kadar geldi ve yangının yayılmasını engelledi. Onlara ne kadar teşekkür etsem az. Aynı şekilde, Kepez Belediyesi'nden gelen bir arazöz de alevlerin en yoğun olduğu noktaya cesurca daldı. Önünde bir kepçe, arkasında arazöz... Birlikte bir alev duvarını yıkarak yangının ilerlemesini durdurdular.

O gün, profesyonel yardımın yetersiz kaldığı anlarda, elini taşın altına koyan o adsız kahramanlar sayesinde bir felaketin eşiğinden döndük. Bu yangın, bize sadece doğanın yıkıcı gücünü değil, aynı zamanda zor zamanlarda ortaya çıkan insan dayanışmasının ne kadar güçlü olduğunu da öğretti.
Yangının neden çıktığı, neden bazı bölgelerin öncelikli olduğu elbette tartışılmalı. Ama bugün asıl konuşmamız gerekenler, alevlerin karşısına dikilen, canları pahasına mücadele eden o adsız kahramanlar olmalı. Çünkü onlar sadece bir yangını söndürmekle kalmadılar, aynı zamanda hepimize umudu aşıladılar. Görünen o ki, bu tür durumlara hiçbir zaman tam olarak hazırlıklı olamayacağız. Belediyelere ait 2-3 arazöz ile dev Kırcami'ye müdahale mümkün değildi ve öyle de oldu; birçok yer yandı. Bu yüzden, bu isimsiz kahramanların fedakarlığını asla unutmamalıyız.