|
Tweet |
Galata’dan Pera’ya
Galata… 19. yüzyılın sonları. Taş sokaklar, tramvay nal sesleri ve Dingo’nun Ahırı… Atlı tramvaylar 1871’de hizmete girdi; Eminönü esnafı tezgâhlarını açar, baharat ve kahve kokuları sokaklara yayılırdı.
Pera caddeleri ise bir moda sahnesiydi. 19. yüzyılın başlarında Beyoğlu, bir çeşit sayfiye yeri ve Galata’nın banliyösü tadındaydı; cadde henüz tam anlamıyla şekillenmemişti. Ancak 19. yüzyılın ikinci yarısında, Osmanlı aydınları, zenginleri ve genç soylular Avrupa yaşam tarzlarına ayak uydurmaya başladı. Konuk Avrupalılar ve Levantenler, ( İtalyan, Fransız, İngiliz kökenli aileler)”Grand Rue de Pera”da (bugünkü İstiklal Caddesi’nin Fransızca ismiydi.)eğlenme ve dinlenme mekanları, lüks konaklar ve şık binalar inşa etti.
.jpg)
Abdülaziz dönemi ile birlikte Paris’teki “La Belle Époque” (güzel çağ)yaşam tarzı burada somutlaştı; atlı tramvaylar, Tünel ve elektrikli yenilikler bu dönemde hayat buldu. Tüm bu gelişmeler Tünel–Taksim eksenini daha da geliştirdi ve Pera’yı şehrin ritmini belirleyen bir merkez hâline getirdi.
Pera kadınları, bu yeni çağın sembolüydü. Fransız tarzı elbiseler, zarif şapkalar ve şemsiyelerle caddelerde yürür; her adım bir duruş, her bakış bir mesaj taşırdı. Sokaklar, onların varlığıyla şekillenir, gözler üzerlerinden ayrılmazdı. Erkekler özenli ceket ve cilalı ayakkabılarıyla bu ritme eşlik eder, bankerler, tüccarlar ve gazeteciler kafelerde şehrin nabzını tutar, dedikodu ve iş sohbetleriyle gün başlardı.
Galata evleri taş işçiliği ve ahşap balkonlarıyla bir tablo gibiydi; bazı pencerelerde posta ve küçük eşyalar için gizli kapaklar vardı. Dingo’nun Ahırı, tramvayların ve atların merkezi, bankerlerin ve esnafın buluşma noktasıydı.
1913’te Silahtarağa Elektrik Fabrikası devreye girdi; 1914’te Karaköy–Ortaköy hattında elektrikli tramvaylar çalışmaya başladı. Atların ritmi yerini tellerin pır pırına bıraktı, Galata ve Pera yeni bir sesle nefes aldı.
Ben, o dönemi yaşayan bir kadın gibi gözlemledim: tramvayların süzülüşü, Pera kadınlarının adımları, Eminönü çarşısının bağırışları… Hepsi Galata’nın ruhunu anlatıyordu.