Bugun...


Yasemin Tüzün

facebook-paylas
İNSANLARI SEVMEK İÇİN ÖNCE GÜVENMEK GEREKMİYOR MU?
Tarih: 20-10-2026 11:23:00 Güncelleme: 20-10-2026 11:23:00


İNSANLARI SEVMEK İÇİN ÖNCE GÜVENMEK GEREKMİYOR MU?

Bazen bir kalbe yaklaşmak için sevgi yetmez; o kalbin içinde kendimizi güvende hissedebilmemiz gerekir.

Hiç düşündünüz mü, insan birini gerçekten ne zaman sever? İlk gördüğünde mi, güzel sözlerini duyduğunda mı, yoksa en savunmasız anında bile kendisine zarar vermeyeceğine inandığında mı?

Bence sevginin yolu güvenden geçer. Çünkü insan, güvenmediği birine kalbini ne kadar açabilir ki? Gülümser, sohbet eder, hatta yanında güzel vakit geçirir ama kalbinin en derin yerinde hep bir mesafe bırakır. Çünkü güvenin olmadığı yerde insan, sevmekten çok kendini korumaya çalışır.

Sevgi bir duygudur, güven ise o duygunun sığınabileceği limandır.

Bugün en büyük sorunlarımızdan biri de bu değil mi zaten? Herkes sevilmek istiyor ama kaç kişi gerçekten güven vermeyi biliyor? Herkes hayatında güzel insanlar arıyor ama kaç kişi kendisi güzel bir insan olabilmek için çabalıyor?

Güzel sözler söylemek kolaydır. Birinin yüzünü güldürmek, ona kendisini özel hissettirmek de… Asıl mesele, kimsenin görmediği yerde de aynı insan kalabilmektir. Verdiğin sözü tutmak, zor zamanında yanında olmak, çıkarın bittiğinde de sevgini eksiltmemek ve bir insanın sana emanet ettiği duyguları incitmemektir güven dediğimiz şey.

İnsan bazen çok sevilmiş gibi görünür ama aslında hiç güvende hissetmemiştir. Çünkü sevgi sözcüklerle anlatılırken güven davranışlarla ispatlanır.

Ve insan bir kez hayal kırıklığı yaşadığında yalnızca karşısındaki kişiye olan inancını kaybetmez; bazen kendi hislerinden bile şüphe etmeye başlar. Acaba yine yanılıyor muyum, acaba bu kez de mi yanlış bir kalbe inanıyorum diye düşünür. İşte o zaman yeni insanlara kapısını açmak zorlaşır. Çünkü geçmişte yaşadıklarının izini, henüz tanımadığı insanların üzerine taşımaya başlar.

Oysa herkes aynı değildir. Fakat bunu anlamanın yolu da hemen sevmek ya da herkese koşulsuz inanmak değildir. İnsanları tanımak, zamana bırakmak ve söyledikleriyle yaptıklarının birbirini tutup tutmadığını görmek gerekir.

Çünkü güven, bir anda verilmek zorunda olan bir hediye değil; zamanla kazanılan bir değerdir.

Peki, bütün bunların güzellikle ne ilgisi var?

Aslında her şeyin…

Ben yıllardır güzellik dünyasının içindeyim. İnsanların daha güzel görünmek, kendilerini daha iyi hissetmek ve aynaya baktıklarında kendilerinden memnun olmak için neler yaptıklarını görüyorum. Ama zamanla şunu daha iyi anladım: Güzellik yalnızca yüzümüzde, cildimizde ya da dış görünüşümüzde değildir. Güzellik, insanın kendisini kimin yanında huzurlu hissettiğinde de saklıdır.

Bir kadın güzelleşmek için bir kapıdan içeri girdiğinde yalnızca bakım yaptırmak istemez. Bazen kendisine zaman ayırmak, anlaşılmak, özen görmek ve birkaç saatliğine de olsa hayatın telaşından uzaklaşmak ister.

İşte benim güzellik anlayışım tam da burada başlıyor.

Benim için güzellik, yalnızca bir cilde dokunmak, bir tırnağı güzelleştirmek ya da bir yüzü daha bakımlı hâle getirmek değildir. Aynı zamanda insana kendisini değerli hissettirebilmektir. Gelen kişinin kendisini rahatça ifade edebildiği, beklentilerinin dinlendiği, hijyenin ve özenin ön planda tutulduğu, karşılıklı güvenin esas olduğu bir ortam yaratabilmektir.

Çünkü güzellik sektöründe de güven, yapılan işlemin kendisi kadar önemlidir. İnsan yüzünü, cildini, ellerini ve kendisiyle ilgili hassasiyetlerini bir başkasına emanet eder. Bu emanetin sorumluluğunu taşımak, işini sevmenin ve mesleğine saygı duymanın en önemli parçalarından biridir.

Ben inanıyorum ki bir işletmenin gerçek kalitesi yalnızca dekorasyonuyla, kullandığı ürünlerle ya da fiyatlarıyla ölçülmez. Oraya gelen insanın nasıl karşılandığı, ne kadar dürüst bilgilendirildiği ve kapıdan çıkarken kendisini nasıl hissettiği de o kalitenin bir parçasıdır.

Benim hayalim de tam olarak bu: İnsanların yalnızca güzelleşmek için değil, kendilerine değer verildiğini hissetmek için de tercih edecekleri bir güzellik anlayışı sunmak.

Çünkü ben güzelliğin önce insanın kalbinde başladığına, sonra yüzüne ve hayatına yansıdığına inanıyorum.

Hayatın her alanında olduğu gibi benim mesleğimde de güven olmadan kalıcı bir bağ kurmak mümkün değil. Bir müşterinin bir kez gelmesi memnuniyetle ilgili olabilir; yıllar boyunca yeniden gelmesi ise çoğu zaman güvenin eseridir.

İnsan ilişkilerinde de böyledir. Birini etkilemek zaman almayabilir ama onun kalbinde sağlam bir yer edinmek emek ister.

Belki de artık birbirimize daha güzel görünmeye çalışmaktan önce, birbirimize daha güvenilir insanlar olmayı öğrenmeliyiz. Çünkü dünya zaten yeterince yorucu. İnsanların birbirlerinin hayatına bir yük daha eklemek yerine, birbirlerine huzur olabildiği bir dünyaya ihtiyacımız var.

Ve unutmayalım: Bir insanın kalbine giden yol bazen güzel sözlerden değil, ona kendisini güvende hissettiren küçücük bir davranıştan geçer.

Ben Yasemin Tüzün olarak hem hayata hem de mesleğime bu gözle bakıyorum. Güzelliğin geçici olanına değil, insanda iz bırakanına; gösterişine değil, özüne; yalnızca dışarıdan görünenine değil, içeride hissettirdiğine değer veriyorum.

Çünkü benim için en güzel yatırım, insanın kendisine duyduğu saygı ve başkalarının ona duyduğu güvendir.

Ve belki de bütün mesele şudur: Bir insanı sevmek için kalbinin kapısını aralarsın ama o kapıyı sonuna kadar açmanı sağlayan şey, onun sana verdiği güvendir.

Sevginin başladığı yerde heyecan olabilir; fakat onu yaşatan, büyüten ve kalıcı kılan şey güvendir.

Unutmayın, güzellik gözleri etkiler; güven ise kalpte yer edinir.

Sevgiyle, güvenle ve kalbinizin güzelliğini kaybetmeden kalın…

                     Hit magazin reklam müdürü ve köşe yazarı yasemin TÜZÜN





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI