Bugun...



ASLI DÖNMEZ KÖŞE YAZISI : HOLLYWOOD'DAN TÜRKİYE'YE: OYUNCULUK MU, KIYAFET Mİ?

Çünkü belki de o anda beğenmediğim şey kıyafet değil, karşımdaki insanın benim tanıdığımı sandığım kişiye benzememesi.

facebook-paylas
Tarih: 16-10-2026 10:58

ASLI DÖNMEZ KÖŞE YAZISI : HOLLYWOOD'DAN TÜRKİYE'YE: OYUNCULUK MU, KIYAFET Mİ?

HOLLYWOOD'DAN TÜRKİYE'YE: OYUNCULUK MU, KIYAFET Mİ?

 

Hollywood'da kırmızı halıya çıkan bir oyuncunun ayakkabıları, bazen yeni filminden daha fazla merak uyandırabiliyor.

8 Ekim'de Londra Film Festivali'nde Wicker filminin gösterimine katılan Alexander Skarsgård'ın başına gelen de buydu.

Altın rengi takım elbisesini, içindeki ayakları açıkça gösteren şeffaf ayakkabılarla tamamlamıştı.

Amerikan magazin ve moda basınında kıyafetinden çok ayakkabıları dikkat çekti. Görünümü beğenenler de vardı, ayakkabıların ne kadar kullanışlı olduğunu sorgulayanlar da.

Kabul edelim, şeffaf ayakkabı biraz da dönüp bakılsın diye giyilir. Üstelik kırmızı halı yalnızca sinemanın değil, modanın da kendini gösterdiği bir yer.

Dolayısıyla bir moda dergisinin bu tercihi haber yapmasında şaşılacak bir şey yok.

Ama bazen bir kıyafeti değerlendirmekle o kıyafeti giyen insanı değerlendirmek arasındaki mesafe düşündüğümüzden daha kısa olabiliyor.

Eylül ayında Paradise dizisindeki performansıyla drama dalında konuk kadın oyuncu Emmy Ödülü'nü kazanan Shailene Woodley de benzer biçimde görünümüyle gündeme geldi.

6 Eylül'deki Creative Arts Emmy töreninde ödülünü alan oyuncunun, 14 Eylül'deki ana törende giydiği Balenciaga kıyafeti yoğun eleştiri aldı.

Öyle ki stil danışmanı Karla Welch, bir tasarımı beğenmemenin anlaşılabilir olduğunu ancak eleştirinin kırıcı bir dile dönüşmesinin başka bir mesele olduğunu hatırlatan bir açıklama yaptı.

Burada beni düşündüren, kıyafetin beğenilip beğenilmemesi değil.

Bir oyuncunun ne giydiği üzerine fikir yürütmek kolay. Peki, hangi noktada o oyuncunun nasıl görünmesi gerektiğine de karar vermeye başlıyoruz?

Bu sorunun cevabını aramak için Hollywood'da kalmamıza gerek yok.

TRT 1'de yayımlanan Taşacak Bu Deniz dizisinin Eleni'si Ava Yaman'ı hatırlayalım.

Genç oyuncu, haziran ayında dizinin sezon finali kutlamasına çiçek desenli bir elbise ve spor ayakkabılarla katılmış, kıyafeti yeterince özenli bulunmadığı yönündeki yorumlarla haberleştirilmişti.

31 Ağustos'ta yayımlanan başka bir haberde ise Aslı Enver'le aynı elbiseyi giymesi üzerinden karşılaştırmalar yapılıyor, bu kez tercih ettiği kıyafetin kendisini yaşından büyük gösterdiği söyleniyordu.

Birinde fazla sade, diğerinde yaşından büyük...

Anlaşılan oyunculuk dışında bir de herkesin beklentisine uygun görünme mesaisi var.

Oysa Ava Yaman, nisan ayında katıldığı bir etkinlikte kıyafetleri ve fotoğrafları hakkındaki yorumlara değinirken neyle anılmak istediğini açıkça söylemişti:

“Ben ise oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim.”

Aynı etkinlikte hayranlarının kendisine taktığı bir lakaptan da söz etmişti.

“Evimizin kızı.”

Üstelik bu yakınlığı memnuniyetle karşılıyor, kendisine gösterilen sevgiye layık olmaya çalıştığını söylüyordu.

Bence oldukça samimi bir karşılık.

Zaten bir oyuncuyu sevmemizin, kendimize yakın hissetmemizin yanlış bir tarafı yok. Ekranda izlediğimiz birinin başarısına sevinmek, onu ailemizden biri gibi benimsemek seyirciliğin güzel yanlarından.

Ama birini evimizin kızı olarak benimsediğimizde, farkında olmadan evimizin kurallarına da uymasını mı beklemeye başlıyoruz?

Bu soruyu sormamız, Ava Yaman'a sevgi gösteren herkesin onun kıyafetlerini eleştirdiği anlamına gelmiyor. Böyle bir bağlantıyı kurabilecek bilgimiz yok.

Yine de sevginin bazen beraberinde beklenti getirebildiğini inkâr etmek zor.

Üstelik mesele yalnızca kadın oyuncularla sınırlı değil.

2020 yılında Eltilerin Savaşı filminin galasına katılan Uraz Kaygılaroğlu'nun kıyafeti de eleştirilmişti.

Sözcü'de yayımlanan haberde oyuncunun beyaz ayakkabı ve çorap tercihi eleştirilirken, sosyal medyadan aktarılan yorumlar arasında dikkat çekici bir karşılaştırma vardı:

“Gediz'den de mi ilham almadın!”

Gediz, Kaygılaroğlu'nun o dönem Sefirin Kızı dizisinde canlandırdığı karakterdi.

İşin ilginç tarafı, galada giydiği takım elbiseyi hazırlayan Emre Erdemoğlu'nun, Gediz karakterinin çok beğenilen kabanlarını da tasarlamış olmasıydı.

Aynı oyuncu, aynı tasarımcı, birbirinden farklı iki görünüm.

Birini beğenip diğerini beğenmemek elbette mümkün.

Ama burada benim dikkatimi çeken kıyafetin kendisinden çok, yapılan karşılaştırma.

Uraz Kaygılaroğlu'nun gala kıyafetini değerlendirirken neden Gediz'i hatırlıyoruz?

Çünkü bazen bir oyuncuyu sevdiğimizi söylerken aslında onun canlandırdığı karaktere duyduğumuz hayranlığı da beraberimizde taşıyoruz.

Ekranda alıştığımız duruşu, konuşmayı, görünümü gerçek hayatta da arayabiliyoruz.

Üstelik oyuncuyla karakterin aynı kişi olmadığını gayet iyi bildiğimiz hâlde.

Ava Yaman'a duyulan yakınlıkla Uraz Kaygılaroğlu'nun Gediz üzerinden değerlendirilmesi elbette aynı şey değil.

Ama iki örnek bana ortak bir ihtimali düşündürüyor:

Sevdiğimiz oyuncuyu bazen kendi zihnimizde oluşturduğumuz görüntüye göre değerlendirebiliyoruz.

Burada magazin haberciliğinin de payı var.

Bir kıyafetin haber olması başka, o kıyafeti giyen kişinin nasıl görünmesi gerektiğini ima eden bir dil kullanılması başka.

Üstelik haber başlıklarıyla okur merakı birbirini besliyor. Birkaç yorum dikkat çekiyor, haber oluyor, ardından yeni yorumlar geliyor.

Fakat ben bu alışkanlığın yalnızca magazin basınına ait olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü biz de sevdiğimiz oyuncuların fotoğraflarına bakarken bazen farkında olmadan aynı değerlendirmeyi yapıyoruz.

Bir gala fotoğrafında gördüğümüz insana, haftalarca ekranda izlediğimiz karakterin özelliklerini yakıştırmaya devam edebiliyoruz.

Ben de bundan sonra sevdiğim bir oyuncunun fotoğrafına bakıp “Hiç ona yakışmamış!” diye düşündüğümde, bir kez daha bakacağım.

Çünkü belki de o anda beğenmediğim şey kıyafet değil, karşımdaki insanın benim tanıdığımı sandığım kişiye benzememesi.

Aslı Dönmez

 







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Magazin Haberleri

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI YUKARI