Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı, yalnızlık ve içsel sıkıntılar, fiziksel bir ihtiyaç olmasa da bizi buzdolabına yönlendiren "duygusal açlık" kavramını hayatımıza soktu. Midemiz tokken bile hissettiğimiz bu yeme isteği, genellikle bilinçaltımızdaki travmalar ve bastırılmış duygularla derin bir bağlantıya sahip.
Duygusal açlık, fiziksel tatmin yerine psikolojik bir rahatlama arayışıdır. Kendini değersiz hissetme, boşluk duygusu, yetersizlik, çaresizlik ya da güçlü olma ihtiyacı gibi karmaşık duygusal durumlar, bu döngüyü tetikleyebilir. Özellikle çocukluk döneminde sevgi görmeyen, eleştirilen, ihmal edilen ya da suçlanan bireylerde, ilerleyen yaşlarda bastırılmış bu duyguları yatıştırmak için yiyecekler bir kaçış aracı haline gelebilir. Yemek yemek için bahaneler üretmek, duygu durumunu iyileştirmek adına kısa vadeli bir dopamin salgısı beklentisiyle yapılır. "İşe başlamadan yemem lazım, yoksa kafam çalışmaz", "Yorgun düşerim", "Hasta olurum" gibi bahaneler, aslında duygusal bir boşluğu doldurma çabasının yansımalarıdır.
Unutmayalım ki, enerjimizin yalnızca %20'si gıdalardan gelir. Geriye kalan %80'i ise kaliteli uyku, doğada yürüyüş, bol oksijen, güneş ışığı, bedeni topraklama ve kaliteli canlı su tüketimi gibi yaşamsal faktörlerden beslenir. Ne yazık ki damacana suları gibi ölü sular yerine kaynak sularına ulaşmak zor. Ancak bir bardak suyu bile olumlama yaparak, besmele çekerek ve en az üç defa doldurup boşaltarak canlandırabileceğimizi unutmamalıyız. Doğru egzersiz ve doğru nefes teknikleriyle zihnimizi, bedenimizi ve ruhumuzu dinlendirmek, bu içsel denge için elzemdir.
"Bir yere ait değilim" duygusu, stres, kaygı, yalnızlık ve çaresizlik gibi olumsuz düşünceler, bireyi çözüm aramak yerine yemek yiyerek boşlukları doldurmaya itebilir. Ancak bu, kısa vadeli bir rahatlama sağlasa da uzun vadede daha büyük sorunlara yol açar.
Duygusal açlıkla baş etmek, uzun vadeli bir farkındalık, içsel çalışma ve kararlılık gerektirir. Kendimize şu soruları sormakla başlayabiliriz:
Kalbinizin cevabını hissedeceksiniz ve buna göre kararınızı vereceksiniz. Önemli olan, midenizi boş kalorilerle doldurmak yerine kaliteli gıdalar tüketmek ve en önemlisi, kalbinizde sevgiye yer açmaktır.
Duygusal açlıkla mücadelede olumlamalar güçlü bir araç olabilir:
Bu olumlamaları iç sesinizle çoğaltabilir, kendi hayatınıza uygun hale getirebilirsiniz. Unutmayın, bu bir yolculuktur ve ihtiyaç hissettiğinizde uzmanlardan destek almak en doğrusudur. Bu konuda ben de size yardımcı olabilirim.