Walsen Kanunu: Hayatın Ritmini Kaçıranlara Tokat Gibi Gelen Gerçek
Hayat dediğin şey, hepimizin katıldığı ama kimsenin davetiye almadığı bir balo aslında. İçeri giriyorsun, ortada bir müzik çalıyor: vals. Şık bir dans mı bekliyorsun? Yanıldın. Bu öyle bir vals ki her adımında suratına bam bam tokatlar geliyor. İşte bu, Walsen Kanunu.
Müzikte üç vuruş vardır: birinci ağır, ikincisi hafif, üçüncüsü tamamlayıcı. Hayatta ise üç darbe vardır: birinci tokat, ikincisi daha da beter, üçüncüsünde kahkaha atmazsan yere düşersin. Bu kanunu bilmeyenler sürekli “neden hep bana oluyor” diye ağlar. Bilenlerse ağlamaz, çünkü gülerken burnundan kahve fışkırtmaktadır zaten.
Bak şimdi sahneyi düşün: sabah işe gidiyorsun. Birinci vuruş: trafik bam! İkinci vuruş: patron “hemen gel” mesajı. Üçüncü vuruş: kahve kupan devrilip laptopun içine akıyor. İşte sana vals. Ama Walsen Kanunu diyor ki: “Ritmi bozma! Yere düşsen bile dansa devam.” Yoksa hayat seni pistin ortasında keklik gibi avlar.
Aşkta da farklı değil. Birinci vuruş: “konuşmamız lazım.” Bam! İkinci vuruş: “sorun sende değil, bende.” Daha büyük bam! Üçüncü vuruş: “bir süre yalnız kalmam gerek.” İşte o an, dans pistinde tek başına kalmışsın. Ama kanunu bilen biri kahkahayı basar, çünkü bilir ki her ayrılık da aslında ritmin parçası.
Arkadaşlık? Onun da ritmi var. Birinci vuruş: doğum gününü unutur. İkinci vuruş: senden borç alır, geri ödemez. Üçüncü vuruş: “sen çok değiştin” cümlesi. Bam bam bam! Yine de gülümseyip ritme ayak uydurursan, hayatta kalırsın.
Walsen Kanunu sana şunu öğretir: hayatta hiçbir şey tesadüf değil, hepsi ritim. Sen ayağını doğru yere koymazsan, hayat senin ayağına basar. Sen fazla ciddiye alırsan, kahkahanı çalar. Sen dans etmeyi reddedersen, pistten tekmeyi yersin.
Ama işte burada asıl bomba geliyor: Walsen Kanunu acımasız olduğu kadar adildir de. Herkes aynı üç vuruşu yaşar. Kim olduğun, nerede olduğun, kaç paran olduğu fark etmez. Hayat sana birinci vuruşta tokadı çakar, ikincisinde dengen kayar, üçüncüsünde kahkahayı patlatmazsan devrilirsin. Tek fark, kimisinin devrildiğinde yanında biri vardır, kimisinin kahkahası yalnızlığa çınlar.
Sonuç? Çok basit: Hayat bir vals. Ritmi kaçırırsan rezil olursun. Ama kahkahayı yakalarsan, işte o zaman seyirciyi büyülersin.