|
Tweet |
BİR SORU İKİ CEVAP / 2
Soru: “Bir sorun mu var?”
Bu soru genelde sakin bir sesle gelir. Ama çoğu zaman sakin değildir.
Kadına sorulduğunda…
Kadın bu soruyu duyduğunda ilk refleksi inkâr değildir.
İlk refleksi şudur:
“Demek ki bir şey değiştiğini sen de hissettin.”
Çünkü kadın değişimi saklayamaz. Temas azalırsa fark eder.
Bakış süresi kısalırsa hisseder. Mesajın tonu soğursa içine oturur.
“Yok.” der belki.
Ama o “yok” çoğu zaman şunu taşır:
“Var. Ama bunu gerçekten görmek istiyor musun?”
Kadın için sorun bazen olay değildir. Eksilmedir.
İlginin milim düşmesidir. Bir cümlenin içindeki sıcaklığın kaybolmasıdır.
Ve en tehlikelisi şu:
Kadın sorun çıkarmak istemez.
Ama yokmuş gibi davranmak da istemez.
Erkeğe sorulduğunda…
Erkek bu soruyu duyduğunda gerçekten tarama yapar.
Kavga var mı?
Hata var mı?
Çözmem gereken bir durum var mı?
Yoksa “yok” der.
Çünkü onun için sorun, adı konulabilen bir şeydir.
Ama burada çatlak başlar.
Kadının hissettiği şey, erkek tarafından “somut sorun” kategorisine alınmadığında, kadın kendini abartıyor gibi hissedebilir.
Erkek ise kadının tonundaki o ince gerilimi duyduğunda
şunu düşünebilir: “Demek ki yine bir şey var ve ben bilmiyorum.”
Ve erkek için bilinmeyen şey baskı üretir.
Kadın için görülmeyen şey kırgınlık.
Baskı ve kırgınlık aynı evde yaşamaya başladığında, mesafe sessizce büyür.
Ve bazen “bir sorun mu var?” sorusu, asıl sorunun başlangıcı olur.
Soru: “Beni gerçekten anlıyor musun?”
Bu soru artık çıplaktır. Çünkü burada mesele tartışma değil, değerdir.
Kadına sorulduğunda…
Kadın için anlaşılmak; Duygunun görülmesidir.
“Ne dediğini anladım” yeterli değildir.
“Nasıl hissettiğini görüyorum” gerekir.
Kadın bir şeyi anlattığında çözüm değil, temas ister.
Eğer anlaşıldığını hissetmezse, sessizleşmeye başlar.
Ve kadın sessizleştiğinde bu huzur değildir.
Bu geri çekilmedir.
Erkeğe sorulduğunda…
Erkek bu soruyu duyduğunda zihinsel olarak hazırdır.
“Evet, ne demek istediğini anladım.”
Ama çoğu zaman burada bir yanılgı vardır.
Erkek çözümü yakaladığında işi tamamladığını düşünür.
Kadın ise duygusu yakalanmadığında eksik hisseder.
Kadın “beni anlamıyorsun” dediğinde,
erkek şunu duyar: “Yetersizsin.”
Ve erkek için yetersizlik hissi savunma doğurur.
Kadın için anlaşılmamak değersizlik doğurur.
Yetersizlik ve değersizlik aynı masaya oturduğunda, iki taraf da yaralanır.
Ve en acısı şu:
Biri “beni gör” derken, diğeri “zaten buradayım” demektedir.
Ama var olmak ile hissettirmek aynı şey değildir.
Sorun bazen ortada değildir.
Ama his vardır.
Anlaşılmamak bazen gerçek değildir.
Ama hissedilir.
Ve ilişkiler çoğu zaman gerçeklerden değil, hissedilenlerden yorulur.