|
Tweet |
Soru: “İyi misin?”
Bazen bir ilişkinin en kritik anı büyük cümleler değildir.
“İyi misin?” diye sorulan o küçük an.
Kadına sorulduğunda…
Kadın bu soruyu duyduğunda kelimeyi değil, niyeti dinler.
Gerçekten merak mı var? Yoksa bir formalite mi?
Onun için bu soru çoğu zaman şuna dönüşür:
“Beni görüyor musun?”
Yüzümdeki o küçük değişikliği fark ettin mi?
Sesimdeki düşüşü duydun mu?
Yoksa sadece sorulması gerektiği için mi sordun?
“İyiyim.” der belki.
Ama o “iyiyim” tek katmanlı değildir.
İçinde küçük bir beklenti vardır: Biraz daha sor. Biraz daha kal.
Erkeğe sorulduğunda…
Erkek için bu soru daha düz bir zeminde durur.
Bir sorun var mı? Yok.
Çözmem gereken bir durum var mı? Hayır.
O zaman “İyiyim.” der. Ve gerçekten iyidir.
Bu cevap onun için netliktir.
Alt metin üretmez. Çünkü alt metin yoktur.
Şimdi birbirlerinin gözünden bakalım.
Erkek, kadının o “iyiyim”ini gördüğünde şunu düşünebilir:
“İyi diyorsan iyisindir. Niye uzatıyoruz?”
Kadın ise erkeğin net “iyiyim”ini duyduğunda şunu hissedebilir:
“Bu kadar mı? Gerçekten bu kadar mı?”
Ve çatışma burada başlar.
Kadın için soru bağ kurma ihtiyacıdır.
Erkek için soru durum kontrolüdür.
Biri derinlik arar. Diğeri netlik.
Kimse yalan söylemez. Ama biri duyulmak isterken, diğeri zaten açık konuştuğunu sanır.
Anlaşılmama çoğu zaman kötü niyetten değil, frekans farkından doğar.
Soru: “Ne düşünüyorsun?”
Bu soru daha da hassastır. Çünkü zihin herkes için aynı şekilde çalışmaz.
Kadına sorulduğunda…
Kadın bu soruyu duyduğunda gerçekten düşünür. Çünkü zaten düşünüyordur.
Bir olayın duygusal tarafını, bir cümlenin alt tonunu, geleceğe dair bir ihtimali…
Onun zihni bağlantılıdır. Katmanlıdır. Cevap verirken anlatır. Çünkü düşünceyi paylaşmak, yakınlık kurmaktır.
“Şunu düşündüm…” diye başlar. Ve çoğu zaman o cümlede duygu da vardır.
Ama o anlatım karşı tarafta “fazla detay” gibi algılanabilir.
Erkeğe sorulduğunda…
Erkek bu soruyu duyduğunda gerçekten boş olabilir.
Hiçbir şey düşünmemek onun için mümkündür. Bu bir kaçış değil, reset’tir.
Ya da düşündüğü şey daha somuttur:
Bir iş planı. Bir çözüm. Bir teknik detay.
“Hiçbir şey.” dediğinde çoğu zaman dürüsttür. Ama bu cevap karşı tarafta yokluk gibi duyulabilir.
Şimdi yine yer değiştirelim.
Kadın, erkeğin “hiçbir şey” dediği yerde şunu düşünebilir:
“Nasıl hiçbir şey olmaz? Ben mi önemsizim?”
Erkek ise kadının detaylı anlatımını duyduğunda şunu hissedebilir:
“Bu kadar analiz etmek zorunda mıyız?”
Ve yine aynı tablo:
Kadın için düşünce = bağ.
Erkek için düşünce = işlem.
Biri paylaşarak yakınlaşır. Diğeri susarak rahatlar.
Ve belki de sorun şu değildir: Kim daha çok düşünüyor?
Sorun şudur: Birinin sakinliği, diğerinin mesafesi gibi algılanabiliyor.
Kimse kötü değil.
Kimse masum da değil.
Çünkü bazen anlaşılmamak, anlatmamaktan değil, farklı yerden duymaktan kaynaklanır.