|
Tweet |
“MODA DEĞİL… MASKE”
Vitrinler susmaz.
Her sezon bir şey söyler.
“Bunu giy.”
“Böyle ol.”
“Şu an bu sensin.”
İnsan bir süre sonra şunu karıştırır:
Seçtiklerini mi yaşıyor…
Yoksa sunulanları mı?
Çünkü moda dediğimiz şey artık bir öneri değil.
Yönlendirme.
Ve çoğu kadın…
Kendi zevkini fark etmeden, başkasının fikrini üzerinde taşıyor.
Oysa mesele çok basit bir yerden başlıyor:
Bir kıyafet seni ya büyütür…
Ya da saklar.
Arası yok.
Bazı kadınlar en doğru parçayı bulur, ama içinde kaybolur.
Çünkü o kıyafeti seçmemiştir.
Sadece ona uyum sağlamaya çalışıyordur.
Bir de bazıları vardır…
Parça sıradan, ama duruş başka.
Çünkü o kadın giyinmez.
Kendini koyar üstüne.
Biz yıllardır şunu yanlış biliyoruz:
Moda olanı giymekle…
Kendine yakışanı bilmek aynı şey değil.
Moda kalabalıktır.
Tarz yalnızdır.
Ve yalnızlık herkesin harcı değildir.
Çünkü tarz dediğin şey…
Kendini açık etmek demektir.
Maskesiz kalmak.
Saklanamamak.
Şimdi dürüst olalım.
Erkekler modayı bilmez.
Trend ne, sezon ne…
Gerçekten umurlarında değil.
Ama şunu anlarlar:
Bir kadın o kıyafetin içinde mi?
Yoksa hâlâ arkasında mı saklanıyor?
Ve bu… Anlatılmaz.
Hissedilir.
Çünkü erkek gözü kombin değil, enerji okur.
Kendine yakıştıran kadınla, üzerine geçiren kadın aynı değildir.
Biri iz bırakır.
Diğeri sadece geçer.
Bazı kadınlar vardır her şeyleri doğrudur.
Kıyafet doğru.
Ayakkabı doğru.
Saç doğru.
Ama hiçbir şey yoktur.
Çünkü içlerinde “ben buyum” yoktur.
Bazı kadınlar vardır…
Bir gecelik giyer.
Bir topuklu ayakkabı…
Ve dünya susar.
Çünkü o kadın şunu bilir:
“Güzel miyim?” diye bakmaz.
“Ben buyum” diye durur.
Ve en net gerçek:
Moda çoğu zaman kendi olmaya cesareti olmayanların en şık bahanesidir.
Ama tarz…
İnsanı ele verir.
O yüzden mesele ne giydiğin değil.
Mesele şu:
Sen o kıyafetin içinde misin, yoksa hâlâ saklanıyor musun?
Ben Aslı.
Bazı kadınlar görünür…
Bazıları hissedilir.
Sen hangisisin?