Bugun...


ASLI DÖNMEZ

facebook-paylas
“BENİ ANLAMIYORSUN, YOKSA BANA KATILMIYOR MUSUN?”
Tarih: 22-08-2026 13:03:00 Güncelleme: 22-08-2026 13:03:00


“BENİ ANLAMIYORSUN, YOKSA BANA KATILMIYOR MUSUN?”

 

Geçenlerde iki kişinin konuşmasına denk geldim.

Konu neydi, şimdi hatırlamıyorum.

Zaten bazı tartışmaların nasıl başladığını bir süre sonra kimse hatırlamıyor. Cümleler kalıyor, ses tonu kalıyor, kırılan yer kalıyor; konu çoktan gidiyor.

Bir noktada biri,

“Sen beni anlamıyorsun,” dedi.

Karşısındaki kısa bir sessizlikten sonra,

“Anlıyorum,” dedi. “Sadece aynı şeyi düşünmüyorum.”

Aslında mesele çoğu zaman tam burada başlıyor.

Çünkü bazen anlaşılmak istemiyoruz.

Haklı bulunmak istiyoruz.

Hatta daha da doğrusu, karşımızdakinin bizim vardığımız yere varmasını istiyoruz.

Varmıyorsa?

Demek ki yeterince anlatamamışızdır.

Biraz daha anlatıyoruz.

Olmadı, başka örnek veriyoruz.

Hâlâ aynı şeyi düşünmüyorsa bu kez şaşırıyoruz:

“Bunu nasıl göremiyor?”

 

Geçenlerde çocukların başkalarının kendilerinden farklı şeyler düşünebildiğini nasıl öğrendiğine dair bir araştırma okurken aklıma yine bu geldi.

Çocuk bir noktada çok basit ama çok önemli bir şeyi öğreniyor:

Benim bildiğimi herkes bilmiyor.

Bana ilginç gelen kısmı şu oldu:

Çocukken öğrendiğimiz bu şeyi, yetişkin olduğumuzda neden bu kadar kolay unutuyoruz?

“Beni gerçekten sevseydi bunu yapmazdı.”

“Biraz mantıklı düşünse zaten aynı sonuca varırdı.”

“Ben onun yerinde olsam…”

Özellikle sonuncusunu çok seviyoruz.

Ben onun yerinde olsam.

Ama değiliz.

Hatta çoğu zaman onun yerinde olmaya çalışmıyoruz bile.

Kendimizi, kendi karakterimizle, kendi korkularımızla, kendi sınırlarımızla onun hayatına yerleştiriyoruz.

Sonra da bunun adına empati diyoruz.

Oysa onun çocukluğuyla büyümedik.

Onun korkularını taşımadık.

Aynı kayıpları yaşamadık.

Dolayısıyla aynı olayın karşısında aynı şeyi görmememiz o kadar da şaşırtıcı değil.

Aynı masada oturan iki insan bazen o masadan iki farklı hikâye ile kalkabiliyor.

Biri sessizliği huzur olarak görüyor.

Diğeri terk edilmek olarak.

Biri iş yerinde “netlik” dediği şeyi karşısındakine sertlik olarak yaşatabiliyor.

Sosyal medyada ise bir fikre itiraz edildiğinde, bazen itiraz edilen şey düşünce değilmiş de insanın kendisiymiş gibi davranıyoruz.

Çünkü fikirle kimliği birbirine karıştırmak da işimize geliyor.

 

“Bana katılmıyorsan beni anlamıyorsun.”

“Beni anlamıyorsan beni önemsemiyorsun.”

“Beni önemsemiyorsan zaten mesele sensin.”

 

İnsan zihni bazen üç virajı tek cümlede dönebiliyor.

Burada başka bir ayrım daha var.

Bir insanın duygusunu anlayabilirim ve yine de vardığı sonucu yanlış bulabilirim.

Bir davranışın nereden geldiğini görebilirim ve yine de o davranışı kabul etmeyebilirim.

Çünkü anlamak, katılmak değildir.

Bazen birini gerçekten anlamanın en dürüst hâli, sonunda hâlâ,

“Evet, seni anlıyorum. Ama hayır, sana katılmıyorum,”

diyebilmektir.

Sanırım bizi asıl rahatsız eden de bu.

Karşımızdakinin bizi duyması yetmiyor.

Bizimle aynı yere gelmesini istiyoruz.

Gelmediğinde de bunu anlaşılmamak sanıyoruz.

Belki de bu yüzden bazı tartışmalar hiç bitmiyor.

Çünkü biri anlaşılmak istediğini söylüyor.

Diğeri anlatılanı anlıyor.

Ama kimse fikrini değiştirmiyor.

Ve galiba asıl problem de burada başlıyor.

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI