beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



ALPER AKÇA : KÖŞE YAZISI : Suç Var, Fail Var, Ceza Yok…

Hayvana Şiddetin Türkiye Gerçeği “Bir toplumu anlamak istiyorsanız, en savunmasız olanlara nasıl davrandığına bakın. Çocuklara, yaşlılara, kadınlara… Ve hayvanlara. Hayvana şiddetin olduğu yerde insan şiddeti tesadüf değildir. Aynı el, aynı zihniyet, aynı vicdansızlık.”

facebook-paylas
Tarih: 08-01-2026 18:40

ALPER AKÇA : KÖŞE YAZISI : Suç Var, Fail Var, Ceza Yok…

Suç Var, Fail Var, Ceza Yok…

                     Hayvana Şiddetin Türkiye Gerçeği

“Bir toplumu anlamak istiyorsanız, en savunmasız olanlara nasıl davrandığına bakın.
Çocuklara, yaşlılara, kadınlara… Ve hayvanlara.
Hayvana şiddetin olduğu yerde insan şiddeti tesadüf değildir.
Aynı el, aynı zihniyet, aynı vicdansızlık.”

Onlar konuşamıyor.
Şikâyet edemiyor, kamera karşısına geçip yaşadıklarını anlatamıyorlar.
Ama acı çekiyorlar. Hem de her gün, gözümüzün önünde.

Bir sokak köpeği tekmeleniyor, bir kedi açlıktan ölüyor, bir at yük altında yere yığılıyor.
Kimi zaman “eğlence” için, kimi zaman “öfke boşaltmak” için, kimi zaman da sadece umursamazlıktan…
Hayvanlara eziyet bu ülkede münferit değil; sıradanlaştırılmış bir şiddet biçimi.

En acısı da şu:
Fail çoğu zaman cezasız kalıyor.

“Mal” sayıldığı için, “önemsiz” görüldüğü için, “insan değil” denilerek dosyalar kapanıyor.
Oysa merhamet, yalnızca insana gösterildiğinde erdem değildir.

Türkiye’de hayvana eziyet artık bir “gri alan” değildir.
Hukuk açıktır.
Sorun yasada değil, uygulamayanlardadır.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. maddesi, hayvanlara kötü muameleyi; aç ve susuz bırakmayı, dövmeyi ve işkenceyi açıkça yasaklar.
Aynı Kanun’un 28/A maddesi ise hayvanlara eziyeti suç olarak tanımlar.

Buna rağmen her gün sosyal medyada gördüğümüz görüntüler şunu gösteriyor:
Bu hükümler büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalmaktadır.

Daha açık konuşalım.
Bir hayvanın bilerek acı çekmesine neden olmak, kasten işlenen bir fiildir.
Türk Ceza Kanunu’nun temel mantığında kasıt, mağdurun insan olup olmamasına göre değişmez.
Acı bilerek veriliyorsa suç vardır.

Ancak uygulamada hayvana yönelik suçlar;
TCK’daki kasten yaralama, işkence ve öldürme fiilleriyle aynı ciddiyetle ele alınmamaktadır.

Savcıların ve hâkimlerin önüne gelen dosyalarda sıkça aynı tabloyu görüyoruz:

  • Soruşturma geç açılıyor
  • Tutuklama düşünülmüyor
  • Hükmün açıklanması geri bırakılıyor
  • Cezalar paraya çevriliyor
  • Fail elini kolunu sallayarak çıkıyor

Bu yaklaşım hukukun değil, cezasızlık politikasının sonucudur.

Anayasa’nın 56. maddesi, devlete çevreyi ve doğal yaşamı koruma yükümlülüğü yükler.Hayvanlar bu doğal yaşamın ayrılmaz parçasıdır.
Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi açık bir anayasal görev ihlalidir.
Ancak mesele yalnızca hukuk değildir; hayvanları korumak, aynı zamanda insan olmanın gereğidir.

Buradan açıkça soruyorum:

  • Bir hayvan yakıldığında, öldürüldüğünde, işkence gördüğünde savcı neden resen harekete geçmez?
  • Görüntüler ortadayken “şikâyet var mı?” sorusu neyin bahanesidir?
  • Failin “iyi hâli”, mağdurun canlı olduğu gerçeğinden daha mı değerlidir?

Bu noktada yargıya açık bir çağrı yapmak zorundayız:

Sayın savcılar,
Hayvana eziyet suçlarında takdir yetkisini failden yana değil, hukuktan yana kullanın.
Erteleme, uzlaşma ve para cezası bu suçlarda bir çözüm değil, sorunun kaynağıdır.

Sayın hâkimler,
Hayvana şiddeti “hafif” gören her karar, yeni bir suça davetiye çıkarır.
Caydırıcı olmayan her hüküm, şiddeti meşrulaştırır.

Belediyeler için de hukuk konuşmalıdır.
5199 sayılı Kanun’un 6. maddesi, belediyelere barınak, bakım ve koruma sorumluluğu yükler.
Bu sorumluluğun yerine getirilmemesi idari bir aksaklık değil, kamusal ihmaldir.
Denetlenmeyen barınaklar, hukukun görmezden geldiği ölüm alanlarına dönüşmektedir.

Hayvanlar doğanın süsü değil; bu dünyanın eşit canlılarıdır.
Bizden “daha aşağı” değil, bizden daha savunmasızdırlar.
Gücün ahlâkı da tam burada başlar:
Kendini savunamayana ne yaptığınla.

Yasa var ama uygulanmıyor.
Tepki var ama sürekliliği yok.
Öfke var ama adalet yok.

Oysa çözüm bellidir:

  • Hayvana eziyet ertelenmeden cezalandırılmalıdır
  • Belediyeler sorumluluktan kaçmamalıdır
  • Eğitim küçük yaşta başlamalıdır
  • Ve en önemlisi: Görüp susmamalıyız

Çünkü susmak, onaylamaktır.

Bugün bir hayvanın acısına sırtını dönen toplum, yarın insanın acısına da alışır.
Sessizlerin çığlığına kulak vermek, insan kalmanın son sınavıdır.

Bu sınavı kaybetmeyelim.

                                                                                                         

08.01.2026







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZARLARI Haberleri

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR

2025 YILINA DAMGA VURAN SANATÇI SİZCE KİM?


YUKARI YUKARI