beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



ASLI DÖNMEZ KÖŞE YAZISI:Kaydettiğimiz Anı Yaşamayı Unuttuk...

Hayat, bazen bir film sahnesi gibi akar gözümüzün önünden. Kimi sahneler o kadar sıradan görünür ki, farkına bile varmayız;

facebook-paylas
Tarih: 07-01-2026 10:07

ASLI DÖNMEZ KÖŞE YAZISI:Kaydettiğimiz Anı Yaşamayı Unuttuk...

Kaydettiğimiz Anı Yaşamayı Unuttuk...

"Bir anın içinde bir ömür saklıdır."

 

Hayat, bazen bir film sahnesi gibi akar gözümüzün önünden. Kimi sahneler o kadar sıradan görünür ki, farkına bile varmayız;

Ama yıllar sonra, o sıradanlık dediğimiz anların içinden çıkamayız. Çünkü insan, hayatı bütünüyle yaşamaz aslında; Sadece anları biriktirir. Bir çocuğun kahkahasında, bir vedanın sessizliğinde, bir dostun gözündeki parıltıda gizlidir ömür.

 

Bir düşün…

Bir sabah pencereden giren güneş ışığı yüzüne düşer, kahveni karıştırırken bir an durup o sessizliği dinlersin. O kadar basit bir andır ki bu.

Ama belki de yıllar sonra, o sabahı hatırlarsın o sessizliği, o kokuyu, o ışığı. Çünkü bazı anlar, nedenini bilmeden içimize işler;

Bir fotoğraf gibi değil, bir his gibi kalır bizde.

 

Eski zamanlarda insanlar “anı yaşamak” lafını slogan haline getirmezdi.

Onlar zaten anın içindeydiler.

Akşam olunca sokağın ortasına konulan sandalyelerde mahalle sohbetleri başlardı, radyoda bir şarkı çalar, herkes susar o sesi dinlerdi.

Kimse o anı kaydetmeye çalışmazdı; Çünkü bilirlerdi, o ses zaten kalbe kazınıyordu.

Şimdi ise biz, anı yaşamak yerine onu kaydetmeye çalışıyoruz. Elimizde telefon, gözümüz ekranda, o ânın içinden çıkıp dışına geçiyoruz.

Oysa bir anı kaydederken aslında onu kaçırıyoruz.

Çünkü fotoğrafa sığmayan şey, hissin kendisidir.

 

Bir an vardır, bir ömrü değiştirir.

Bir bakış, bir kelime, bir suskunluk...

İlk kez birini sevdiğini fark ettiğin an, kalbinin içine sığmadığını anladığın o saniye.

Ya da bir kayıptan sonra, sessizce otururken gözünden süzülen ilk yaş…

İşte o küçücük saniyeler, yılların ağırlığını taşır içinde.

 

Ama insan hep erteler.

“Bir gün mutlu olacağım, bir gün dinleneceğim, bir gün yaşayacağım.”

Oysa hayat, bir gün değil, bugün olur.

Bunu en çok da kayıplardan sonra anlarız.

Çünkü birinin artık “olmaması”, o kişiyle yaşadığımız her anı parlatır.

Bir kahkahanın yankısı, bir sesin tonu, bir elin sıcaklığı…

Zamanın içinden sıyrılıp gelirler, bir anlığına yeniden bizim olurlar.

 

Belki de insan ömrü, doğumla ölüm arasında geçen uzun bir çizgi değildir.

O çizginin üzerinde parlayan minik noktacıklardır asıl hayat.

Ve biz, o noktaları ne kadar çok fark edersek, o kadar çok yaşarız.

 

Bir çocuğun “anne” dediği ilk an…

Bir dostun sessizce elini tuttuğu o an…

Bir gün batımında gökyüzünün kızardığı o an…

İşte bütün ömür, aslında bu küçük kesitlerin toplamıdır.

 

Bu yüzden, bazen zamanı durdurmak için değil, anı duymak için susmak gerekir.

Bir çay demlerken çıkan o minik fokurtuya kulak vermek, bir kedinin mırlamasını izlemek, sokakta birbirine selam veren iki yaşlının tebessümüne tanık olmak…

Çünkü bütün bunlar, “hayatın geçtiği” değil, “hayatın yaşandığı” anlardır.

 

Belki de hayat, büyük mucizelerden değil, fark ettiğimiz küçük güzelliklerden ibarettir.

Ve belki de bizim yapmamız gereken tek şey, bir anlığına bile olsa durup;

O anın kıymetini bilmektir.

 

Çünkü kim bilir…

Belki de ömür, yaşadığımız uzun yıllar değil, gerçekten hissettiğimiz birkaç “an” dır sadece.

Ve biz, o anların içinde saklı kalırız.

 

Peki sen…

Bugün yaşadığın anı hissettin mi, yoksa yine onu kaydederken yaşamayı mı unuttun?







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZARLARI Haberleri

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR

2025 YILINA DAMGA VURAN SANATÇI SİZCE KİM?


YUKARI YUKARI