|
Tweet |
"Ben olsam çoktan mahvetmiştim."
İlginç olan şu...
Bunu söyleyenlerin hiçbiri benim yerimde değildi.
Ama hepsi benim nasıl davranmam gerektiğinden emindi.
Bir an düşündüm.
Belki de gerçekten öyle yaparlardı.
Çünkü insanın canı yandığında eline hiç istemediği bir güç geçebiliyor.
Bir cümle...
Bir ekran görüntüsü...
Doğru zamanda söylenecek tek bir gerçek...
Bazen de birlikte geçirilen yıllardan geriye kalan birkaç bilgi.
Belki de çağ değişti.
Eskiden öfke daha çok iki kişinin arasında yaşanırdı.
Şimdi ise tek bir ekran görüntüsü, tek bir paylaşım tuşu, bir ömrü kalabalığın önüne bırakabiliyor.
Haklı olmak bazen yetmiyor.
Haklılığına kalabalığı da şahit etmek istiyorsun.
Bunu söyleyenleri dinledikçe şunu düşündüm:
Birine zarar verebilecek gücü kullanmak onlara doğal geliyordu.
Şaşırdıkları şey ise benim kullanmamış olmamdı.
Hele karşındaki bunu defalarca yapmışsa...
İçinden geçen ilk şey her zaman adalet olmuyor.
Bazen gerçekten canın can yakmak istiyor.
Sonra kendi kendine tek bir soru soruyorsun:
"Peki sonra?"
Birkaç dakikalık bir rahatlamadan sonra...
Ne kalacak?
Bunu yapmamış olmam beni daha iyi biri yapıyor mu?
Bilmiyorum.
Bildiğim tek şey şu:
O gün içimden geçen kişiye dönüşmek istemedim.
Üstelik ben de kimseyi incitmeden geçmiş biri değilim.
Belki bu yüzden öfkenin insana neler yaptırabileceğini biraz da kendimden biliyorum.
Kötü olmak için sebep bulmak zor değilmiş.
Benim asıl korktuğum şey, o sebeplerin bir gün karakterim yerine geçmesiydi.
Belki sizin de göndermediğiniz bir mesaj vardır.
Söylemediğiniz bir gerçek...
Kullanmadığınız bir güç...
Bugün dönüp baktığınızda...
O vazgeçiş size ne kaybettirdi?
Sizden neyi kurtardı?
Aslı Dönmez
Köşe Yazarı & İçerik Üreticisi