Bugun...


GÖLGE ADAM YAZDI: DİJİTAL KÖY KAHVESİNE DÖNDÜK
Tarih: 05-07-2026 11:10:13 Güncelleme: 05-07-2026 11:10:13 + -


PR'CI OLMAK MI, SİHİRBAZ OLMAK MI? Tanju'ya gelen bültenlere bakıyorum; bizim o emektar PR şirketlerine şapka çıkarıyorum

facebook-paylas
Tarih: 05-07-2026 11:10

GÖLGE ADAM YAZDI: DİJİTAL KÖY KAHVESİNE DÖNDÜK

Yine buldu beni bir şekilde, yaka paça oturttu masaya. "Yaz Gölge Adam, şu piyasanın halini yaz!" diyor. Kendi bilgisayarımı çöpe atıp huzura erecekken, klavyeyi yine önüme sürdü. "Abi bunlar piyasayı sallar" dedi, beni gaza getirdi yine. Eeeee, madem öyle, o zaman huzursuzluklar yine başlasın. Bu iş yine Seval Demir’in kafasından çıkmıştır dedim ama değil sanırım, o kız kayıplarda. Çıkar bir yerden yine.

Hadi o zaman başlayalım… Yarası olmayanlar yaslansın arkasına, gerisi pür dikkat ekrana…

DİJİTAL KÖY KAHVESİNE DÖNDÜK Sabah bilgisayarı açar açmaz mail kutusuna bir dalıyorum; sanırsın dünyanın tüm "sanatçıları" aynı anda düğmeye basmış. Bayram tebriği yağar gibi bültenler düşüyor. Bir bakıyorum; iş adamı, doktor, bakkal, kasap… Kimin eline tablet geçse, yapay zekaya "bana şöyle ağlak bir şarkı yap" deyip sanatçıyım diye arz-ı endam ediyor. Kardeşim, nota yok, ses yok, enstrüman yok… Ama "albüm yaptım" diye bas bas bağırıyorlar. Dijital platformların kapısı o kadar açık ki, artık sanatçı olmak ekmek almak kadar kolaylaştı. Ortaya çıkan o gürültü yığınlarına "albüm" etiketi yapıştırıp, bir de PR bülteni servis ediyorlar. Komedi tam burada başlıyor.

KLİP DEĞİL, İLLÜZYON ŞOV Hele o klipler… Bütçeler uçuyor, Hollywood setinden çıkmış gibi çekmişler ama sonuç? Koca bir "görsel kaos". Paylaştıkları fotoğraflara bakıyorum; yapay zekanın ayarını öyle bir kaçırmışlar ki, sanatçının öz annesi karşıdan gelse "Pardon, beyefendi siz kimsiniz? Benim evlat bu kadar estetik mucizesi değildi!" diye karakola şikayete gider. İnsan sormadan edemiyor: "Bu şarkıcı mı, yoksa bir bilgisayar oyununun içinden fırlamış avatar mı?"

PR'CI OLMAK MI, SİHİRBAZ OLMAK MI? Bize gelen bültenlere bakıyorum; bizim o emektar PR şirketlerine şapka çıkarıyorum doğrusu. İnsanlar, ellerindeki "tenekeyi" getirip "bunu altın diye yuttur, altına da sanatçı yaz" diyorlar; bizim PR'cılar da sanki Harry Potter'ın asasını almışlar gibi o imkansızı başarmak için ter döküyorlar. Helal olsun; bazen o kadar güzel paketliyorlar ki, şarkıyı dinlemeden görseline bakınca "acaba gerçek sanatçı mı?" diye kendimden şüphe ediyorum.

Ama gel gelelim o "sanatçılara"... Adamın sesi banyoda bile yankılanmıyor, ritim duygusu desen zaten evden kaçmış, gidip yapay zekaya "bana bir hit yap" diye yalvarıyor. Sonra da PR şirketinin kapısında "beni nasıl parlatırsınız?" diye nöbet tutuyor. Ya kardeşim, senin neyini parlatayım? Adamın bültenini okuyorum; sanki dünyaya yeni bir Mozart gelmiş, klasik müzik tarihini baştan yazacak... Dinlemeye bir başlıyorsun, yapay zekanın "hatalı işlem" uyarısı daha kulağa hoş geliyor! Algoritmaları kandırıp üç kuruş izlenme alacağız diye milleti müzikten soğuttunuz, bir de utanmadan PR şirketlerini sıkıştırıyorsunuz "neden patlamadı bu şarkı?" diye. Yazıktır o ajanslara...

DEDEKTİFLİK ZAMANI Peki, bu dijital komedinin arasında ne mi oluyor? Gerçekten emek veren, stüdyoda ter döken, müzikten anlayan isimler, bu gürültünün içinden cımbızla çekiliyor. Bizim işimiz, "her önüme geleni sanatçı yapayım" diyenlerin yarattığı toz dumanın arkasındaki gerçek cevheri bulup çıkarmak. Müzik, yapay zekanın iki tuşla halledebileceği bir "hobi" değildir. İnsanların kulağını, zihnini bu kadar hafife almayın.

Çünkü günün sonunda; o geçici, yapay trendler dijital çöplüğün tozlu raflarında unutulup giderken, gerçek sanat ve samimiyet her zamanki gibi baki kalacak.

Gülmeyin ya, herkes bir gün elbet o dijital aynada kendini tanımayacak. Şimdiden geçmiş olsun.

Hadi bana eyvallah…

 






FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Makaleler Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI