Bugun...


ASLI DÖNMEZ

facebook-paylas
"TAKVİMDE EGO VAR: AYLAR ARASI GÜÇ SAVAŞI VE ŞUBAT’IN DRAMI"
Tarih: 06-08-2025 08:57:00 Güncelleme: 06-08-2025 08:57:00


"TAKVİMDE EGO VAR: AYLAR ARASI GÜÇ SAVAŞI VE ŞUBAT’IN DRAMI"

 

“Bir gün uğruna bir ay ezildi. Ve biz hâlâ buna ‘sistem’ diyoruz.”

 

Hiç düşündünüz mü neden Şubat diğer aylara göre kısa?

28 günle ne yapılır Allah aşkına? Ne bir kariyer planı çıkar ne de insan kendini toparlar. Üstelik bazen 29’a tamamlanıyor, o da 4 yılda bir. Tıpkı lütfedilmiş bir ekstra mola gibi.

Peki neden?

Biri oturup, “Şubat biraz minimalist takılsın, sadelik güzeldir” mi dedi?

Yoksa Sezar ailesi, bir gün uğruna takvimi doğradı da bize salatası mı kaldı?

 

Cevap net:

Ego. Bildiğin, çirkinleşince takvimi bile eğip büken ego.

 

“Ben Sezar’ım, günüm eksik olamaz!”

 

Olay basit:

Jül Sezar, "Ben bu takvim işine el atacağım" diyor.

Kendi adını bir aya veriyor "Temmuz."

Eh normal, güç sende, tarih seninle yazılıyor.

Ama yetmiyor tabii…

31 gün yapılıyor Temmuz.

Çünkü 30 gün çeken ay, Sezar’a hafif gelir.

Bir imparatorun gölgesi bile 31 gün sürmeli!

 

Sonra sahneye Augustus çıkıyor. Yeğen. Mirasçı.

Temmuz’dan sonra geliyor ama bir farkla: Ağustos 30 gün.

 

Bu da kimlik krizini tetikliyor:

 

“Ben Augustus’um. Ben bu imparatorluğu sıfırdan ayağa kaldırdım.

O 31 çekerken ben niye 30’um? Bu ne rezalet? N’olur en az onun kadar olayım!”

 

Ve takvim mühendisleri çözüm öneriyor:

“Bir gün daha verelim… Ağustosda 31 olsun.”

 

Ama gün yok.

Ne yapalım?

E o zaman…

Şubat’ı soyup soğana çevirelim.

 

“Alın ondan bir gün, kimse fark etmez.”

Ve Şubat’tan bir gün alınıyor.

Şubat o günden sonra hiç eskisi gibi olmuyor.

 

Şubat’ın Sessiz Çığlığı (ama içinden geçenler çok daha yüksek)

 

Yıl boyunca ezik, dışlanmış, eksik, yarım.

28 günle idare etmeye çalışan bir ay.

Bazı yıllar lütfedilip 29 yapılıyor da kendini “full ay” gibi hissediyor.

Ama o da 4 yılda bir.

Yani Şubat, modern toplumda “bir türlü tam olamayan” insanların sembolü gibi.

Fazla görünmeyen ama hep işleyen, konuşmayan ama anlayan, hakları alınan ama tepkisi yankılanmayan insanlar gibi.

 

Ama işin ironik güzelliği şu:

Şubat, Kova burcunun ayı. Yani sistemin dışladığı ama geleceği inşa edenlerin doğduğu dönem.

Evren adaleti öyle bir yerden kurmuş ki...

Gününü çalmışlar ama içine dâhileri doğurmuş.

Einstein, Galileo, Mozart, Darwin, Oprah, Jules Verne ve adamım Bob Marley...

Liste uzun, zeka bol.

 

Şubat, adeta şöyle diyor:

“Ben kısa sürede çok iş yaparım. Ben eksik değilim, sadece gereksiz olanı almıyorum.”

 

Yani azıcık ama öz.

Tam da Kova burcu gibi.

Göründüğü kadar değil; göründüğünden daha fazlası.

Hatta belki de… az görünen en çok hissedilendir.

 

Takvimde Bile Ego Varken, Hayat N'apar?

 

Bu hikâye sadece takvim değil.

Bu, bildiğin bugünün kurumsal hayat özeti.

 

Biri, “O 31 çekiyor ben niye 30’um?” diyor.

Ve bir başkasının hakkından bir gün çalınıyor.

Ve sistem bunu “denge” diye yutturuyor.

 

Bugün hâlâ aynısı oluyor:

 

Müdür, yanında çalışan stajyerin fikri alkış alınca onun toplantısını iptal ettiriyor.

 

Eski sevgili, senin yeni sevgiline taktığı like sayısını not defterine yazıyor.

 

Komşu, senin tatilinden bir gün fazla tatil yapınca bahçeye ekstra çim seriyor.

 

Sosyal medyada birinin beğenisi seninkinden fazla diye, filtreye düşman kesiliyorsun.

 

Augustus hâlâ her yerde.

Ve Şubat hâlâ eziliyor.

 

Aylar Konuşsaydı: Bir Roman Kadar Gerçek

 

Temmuz: “Ben Jül Sezar’ım, tarihe adımı altın harflerle yazdırdım!”

Ağustos: “Ben Augustus’um, o sistemi ben kurdum!”

Şubat: “Ben… Ben biraz erken kalkayım.”

(Şubat usulca masadan kalkar. Günlerden biri cebinden düşer.)

 

Ama herkes unutur:

Masadan erken kalkan, ilk yürüyendir.

Ve çoğu zaman, ileri giden de odur.

 

Şubat’ın İntikamı mı Zekâsı mı?

 

Şubat kısa olabilir, ama içi dâhi dolu.

Ve belki de bu yüzden:

Zekâ asla çok günle ölçülmez, bazen eksiklik dediğin şey en büyük fazlalıktır.

31 gün çeken ama 31 kelimeyle kendini anlatamayan aylara inat,

Şubat az konuşur ama derin konuşur.

 

Peki ya sen?

Sen Augustus musun, Şubat mı?

Hakkın olanı mı istiyorsun, başkasının olanı mı arzuluyorsun?

 

Ve asıl soru şu:

Bir gün fazlalık için kaç kişinin zamanından çaldın bu hayatta?

Ve kaç Şubat'ın sessiz çığlığını duymadan geçtin?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR

2025 YILINA DAMGA VURAN SANATÇI SİZCE KİM?


YUKARI