Haydi sevgili okurlar, gözlerinizi kocaman açın, çünkü bu yazı kırmızı yanacak. Hem de öyle narin bir kırmızılık değil, bam diye surata çarpacak cinsten.
Hani derler ya "hayat kırmızı çizgilerle dolu" diye…
Biz o çizgilerin üzerinden tankla geçmeye geldik. Kemerinizi bağlayın.
Şaka maka, bu yazının sonunda ya aydınlanacaksınız ya da duman olacaksınız. Üçüncü seçenek yok. (Şakaydı şaka)
KIRMIZI: DUYGULARIN SÜRÜKLEYİCİ RENGİ
Aşk kırmızı. Kan kırmızı. Şarap kırmızı. Domates bile kırmızı.
Allah aşkına biz bu kırmızıyı niye bu kadar fetişleştirdik?
İlişkilerde de aynı: "Onu görünce içim kıpkırmızı oldu." Ne oldu, güneş yanığı mı geçirdin?
Bu kırmızı romantizmin rengi diye diye hepimizi don lastiği gibi gerip bıraktılar. O yüzden diyorum: Aşkı da kırmızıyı da fazla kutsamayın, sonra yanık ten gibi acıtıyor.
Hâlbuki aşkın rengi bence turuncu olmalıydı:
Ne tam sıcak, ne tam yanık…
Ama yok, illa kırmızı.
Çünkü kırmızı tehlike demek. Kırmızı tutku demek.
İyi de kardeşim, bir rengi bu kadar çok anlamla şişirirsen, bir gün patlar.
O patlama da genelde "Red Flag" dedikleri o meşhur "Kırmızı Bayraklar" ile gelir.
RED FLAG ALARMI: HEMEN DÖN!
Şimdi dürüst olalım: Hayatımızdaki kaç kişi "kırmızı bayrak" değil?
Mesela sevgilin sana "Telefonumu sakın karıştırma" diyorsa: RED FLAG.
İş arkadaşın "Bu aramızda kalsın" diyorsa: RED FLAG.
Annen sana "Sana bir şey söyleyeceğim ama sinirlenme" diyorsa: DOUBLE RED FLAG.
Bunları görmezden gelenlerin sonu ya travma ya terapi.
Yani "Kırmızı görürsem yürürüm" diyenlerin hali malum.
Sonrası: Ağlamalı şarkılar, gözyaşı eşliğinde geceye selam.
Yani kırmızı bazen dur demektir. Bazen dön demektir. Bazen de "yürü git, kendini kurtar" demektir.
Ama biz ne yapıyoruz?
Romantizmin gözünü sevdiğim, o kırmızıyı bayrak yapıp elimize alıyoruz, yandım anam diyerek koşa koşa ateşe gidiyoruz.
Sonra da "Beni neden hep kırıyorlar?" diye meyhane şiiri okuyoruz.
REDLINE: KIRMIZI ÇİZGİLER VE İHLAL ŞÖLENİ
Bir de şu "redline" yani kırmızı çizgi meselesi var. Hani herkesin bir kırmızı çizgisi var ya. Çoğu insanın kırmızı çizgisi yok, halı gibi serilmiş bekliyor üstünden geçilmeyi. Kimse çiğnenmek istemiyor ama herkes izin veriyor. Patron "Fazla mesai yapar mısın?" diyor: Redline hop esniyor.
Sevgili "Hadi telefon şifreni ver" diyor: Redline gevşiyor.
Kırmızı çizgiler sözde var, özde yok.
Ha bir de "Benim kırmızı çizgim yalandır" diyenler var;
Canım, senin çizgin fosforlu, herkes basıyor farkında bile değilsin.
Gerçek kırmızı çizgi, sınır koyabilen insanın işidir.
"Buraya kadar" diyebilenlerin..
"Hayır" diyebilenlerin...
"Bana bunu yapamazsın" diyenlerin rengidir kırmızı.
Yoksa kırmızı ışıkta durmayıp son sürat gidenlerin değil.
Unutma: Kırmızı çizgisi olmayanın hayatı, herkesin top oynadığı bir araziye döner.
Gerçek kırmızı çizgi, sınır koyabilen insanın işidir.
"Buraya kadar" diyebilenlerin...
"Hayır" diyebilenlerin...
"Bana bunu yapamazsın" diyenlerin rengidir kırmızı.
Yoksa kırmızı ışıkta durmayıp son sürat gidenlerin değil.
Unutma: Kırmızı çizgisi olmayanın hayatı, herkesin top oynadığı bir araziye döner.
KIRMIZI IŞIK: DUR DİYEBİLME SANATI
Kırmızı ışıkta geçen çok. Hem trafikte hem de hayatta.
Zaten, trafikte ceza hayatta travma yersin.
Ama illa gaza basacaklar.
Bir düşün: Kaç kez içinden "Yapma" dedin ama kırmızı ışığı takmadan devam ettin?
İşte o anlar var ya, hayatın seni "Aptallık Radarına" alıp koca bir "FAIL" yazdığı anlardır.
Bir de "Ben zaten böyleyim" diyenler var.
Evet canım, tam da öyle:
Böylesiniz. Hem de tam gaz kırmızı ışık ihlali yapar gibisiniz.
Sonra "Neden hep ben?" diye soruyorsun. Çünkü frensizsin, o yüzden.
KIRMIZI RUJ: GÜCÜN VE UMURSAMAZLIĞIN SEMBOLÜ
Bir de kırmızı ruj meselesi var.
Herkes bilir ki bir kadının en net mesajlarından biridir kırmızı ruj.
Ya "Bugün umrumda değil" der,
ya "Bugün herkese ayar veririm" der,
ya da "Bugün içimden vamp çıktı" der.
Erkekler için de geçerli bu: Kravatı kırmızı olan adam, gizli gizli "Ben hâlâ oyunun içindeyim" diye bağırır.
Bazen kırmızı ruj bir savaş ilanıdır, bazen de "Hayat kısa, ben kırmızımı sürerim" tavrıdır.
Cesarettir, umursamamaktır. Çünkü kırmızı ruju süren bilir:
"Dünyayı yakarım, dudağımdaki ruj bile yanmaz."
KAN KIRMIZISI: TERS KÖŞE HAYATLAR
Kan da kırmızı. İnsanlar bunu hep unutuyor. Sevgi de kırmızı, öfke de.
Tutku da kırmızı, cinayet de.
Bu yüzden kırmızı asla masum değil.
Yani diyelim biri sana "Sana kırmızı bir hediye aldım" dedi. Aman diyeyim açmadan önce iki kere düşün. Hem aşk olabilir, hem bela.
Bazen kırmızı güldür, bazen kırmızı dosya.
Açarken iki kez düşün, birini açarken kalbin, diğerini açarken hayatın yanabilir.
KIRMIZI HALI: SAHTE İHTİŞAM
Kırmızı halı deyince akla Hollywood gelir.
Pırıltılar, ışıltılar… Bir nevi "fake it till you make it" (rol yap, gerçeğe dönüşsün) kültürünün en cafcaflı hali.
Herkes kırmızı halıya basmak ister ama kimse o halının altındaki kirli çamaşırları bilmez.
Ünlüler, influencerlar, sahte gülücükler…
Hepsi birer kırmızı balon. Elbet patlar. Hele ki sosyal medya gibi herkesin, herkesin hayatını stalkladığı bir çağda.
Parlak kırmızı halının altı, karanlık sırların üstü.
Yani tam bir vitrin aldatmacası.
SON SÖZ:
Kırmızı; aşktır, tutkudur, risktir, durdurur, coşturur, yoldan çıkarır, hayata renk katar ama aynı zamanda uyarır:
"Dikkat et!" diye bağırır.
Bazen bir kırmızı ruja bakıp gülümseriz, bazen de bir kırmızı ışıkta durup düşünürüz: "Buraya kadar mı? Yoksa devam mı?"
Peki ya sen?
Kırmızı ışıkta durabilenlerden misin, yoksa freni patlamış kamyon gibi kırmızı bayrakların arasından geçenlerden mi?
Çünkü hayat kısa, fren önemli, kırmızıysa ateşin ta kendisi.
Sıcak mı yanacaksın, yoksa soğuk soğuk mu kaçacaksın?
Seçim senin.