Bugun...


ASLI DÖNMEZ

facebook-paylas
TO BE OR NOT TO BE: OLMAK MI, OLAMAMAK MI?
Tarih: 19-12-2025 07:02:00 Güncelleme: 19-12-2025 07:02:00


TO BE OR NOT TO BE: OLMAK MI, OLAMAMAK MI?

 

Bugün internette dolaşırken yine karşıma o meşhur cümle çıktı:

“To be or not to be.”

Hani herkes story’lerinde bir dönem yarı felsefi, yarı dramatik bir tonda paylaşmıştı ya…

“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.”

Dedim ki: “Aslı, belli ki Hamlet seni bugün bir yerlerden dürtüyor. Demek ki bu meseleyi biraz kurcalaman gerekiyor.”

 

Aslında bu cümlenin üzerine ne kadar çok şey söyledik, ne kadar çok anlam yükledik zaman içinde…

Ama düşününce, Hamlet bunu sarayın koridorlarında varoluş krizleri içinde söylemiş olabilir; biz ise sabah işe gitmeden önce “Gideyim mi gitmeyeyim mi?” seviyesinde yaşıyoruz.

Mesele hâlâ aynı kalmış: Olmak mı, olmamak mı?

Sadece fon değişti, ışık aynı.

 

“Olmak” dediğimiz şey bazen sesini duyurmak, bazen iz bırakmak, bazen de hiçbir şey yapmasan bile insanlara bir şey hissettirebilmek.

Olmak cesaret ister; eleştirilirsin, yanlış anlaşılır, yalnız kalırsın belki.

Ama bir o kadar da tatmin eder insanı. Çünkü var olmanın kendine has bir ağırlığı vardır; ama o ağırlığın içinde hafif bir özgürlük de gizlidir: “Ben buradayım” diyebilmek.

 

“Olmamak” ise daha sinsi bir konfor alanı…

Sahnenin tam köşesinde, ışığın vurmadığı yerde nefes almaya benzer.

Kendini geri çekmek, karışmamak, biraz beklemek…

Ama olmamanın da sessiz bir bedeli vardır:

“Keşke…” ile başlayan o ince sızı.

İnsan bazen var olmaktan korktuğu için olmamayı seçer ama sonra kendi sessizliğine şaşırır.

 

Modern çağ bu ikilemi daha da büyüttü.

Artık “olmak” çoğu kişi için görünmek, paylaşmak, yetişmek…

Ama gerçek anlamda olmak, bir efektle değil bir hisle dokunmaktır.

Dijital değil, insani.

Filtreli değil, gerçek.

 

Olmamak ise sanıldığı kadar pasif bir duruş değildir.

Bazen toparlanma hâlidir, bazen nefes aralığı, bazen de “Dur bakalım, daha zamanı var” diyebilme gücü.

Olmamak, dünyadan kaçmak değil; bazen kendi içindeki sesi duymanın tek yoludur.

 

Hamlet’in zamanında mesele büyüktü; şimdi daha da karmaşık.

Çünkü biz hem olurken yoruluyoruz, hem olmazken pişman oluyoruz.

Bir elimiz cesarette, diğer elimiz kaçışta…

Gerçek hayat tam da o iki uç arasında sallanan ince çizgide başlıyor zaten.

 

Peki, bugün hangisi sizi çağırıyor?

Olmak mı, olmamak mı?

Yoksa ikisine de biraz bulaşıp hayatı kendi yönteminizle yaşamak mı?





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR

2025 YILINA DAMGA VURAN SANATÇI SİZCE KİM?


YUKARI