Bir şeyi uzun zaman sonra fark ettim.
İnsan, bazen hiç borçlu olmadığı hâlde yıllarca ödeme yapabiliyormuş.
Üstelik bunu isteyerek de yapmıyor.
Sadece bir gün dönüp olan bitene bakıyor ve ilk soruyu kendine soruyor:
"Acaba hata bende miydi?"
Galiba en ağır borçlar da tam burada başlıyor.
Birisi verdiği sözü tutamıyor.
Biz, keşke biraz daha sabırlı olsaydım diyoruz.
Birisi sevmeyi beceremiyor.
Biz, demek ki yeterince sevilmeye değer değilmişim diye düşünüyoruz.
Birisi susmayı seçiyor.
Biz, eksik cümlelerimizin hesabını yapıyoruz.
Ne tuhaf...
Başkalarının seçimleri, zamanla bizim vicdanımıza dönüşüyor.
Sonra yıllarca olmayan bir hesabın taksitlerini ödüyoruz.
Biraz öz güvenimizden...
Biraz neşemizden...
Biraz da kendimize duyduğumuz inançtan...
Oysa bazı hikâyeler, bizim eksikliğimiz yüzünden yarım kalmaz.
Bazı insanlar gerçekten hazır değildir.
Bazıları yüzleşemez.
Bazıları korkar.
Bazıları ise sadece kendi yükünü bile taşıyamaz.
Ama nedense onların bıraktığı yükü sırtlayan hep biz oluruz.
Belki de olgunlaşmak...
Her yaşananın sorumluluğunu üstlenmek değildir.
Bize ait olanla, bize ait olmayanı ayırmayı öğrenmektir.
Çünkü insan bazen yaptığı hatalar yüzünden değil...
Hiç işlemediği hataların cezasını çektiğini sandığı için yorulur.
Ben Aslı...
Bugün kendime küçük bir söz verdim.
Bundan sonra her acıyı sahiplenmeden önce kendime tek bir soru soracağım:
"Bu gerçekten benim borcum mu?"