Bugun...


ASLI DÖNMEZ

facebook-paylas
FİL GİBİ DUYGULAN, İNSAN GİBİ DAVRANMA!
Tarih: 23-06-2025 20:45:00 Güncelleme: 23-06-2025 20:45:00


FİL GİBİ DUYGULAN, İNSAN GİBİ DAVRANMA!

Bazı yazılar var ki; bilimle başlar, felsefeyle devam eder, insanlıkla sona erer. Bu da onlardan biri olabilir ama şimdiden uyarayım: Yazının başrolü insan değil, bir fil. Çünkü son zamanlarda “insan gibi insan” ararken, “fil gibi duygulanan canlılar”a denk geliyoruz. Ve inanın, daha çok şey öğretiyorlar.

Buyurun, size tanıştırayım:

Fuziform hücreler.

Kulakları yok, hortumları da. Ama empatiye açılan o gizli kapının anahtarı işte onlarda.

 

Fuziform Hücreler Nedir, Ne Değildir?

 

Beynimizin ön insula ve anterior singulat korteks dediğimiz bölgelerinde yaşayan, az ama öz bir toplulukturlar. Fuziform hücreler; empati, sezgi, sosyal farkındalık gibi “insana dair” duyguların elektrik kabloları gibi çalışır. Sadece insanlar, filler, yunuslar, büyük balinalar ve bazı maymun türlerinde görülür.

Yani bir fil, sizin acınızı hissediyorsa; bu fuziform çetenin parmağı var işin içinde.

 

Ama garip değil mi?

Beyin yapımızda bile benzerlik taşıdığımız filler, bazen bizden daha fazla "insanlık" sergiliyor.

Koca gövdeli, minik kuyruklu, sevimli devler; kendi türünden birinin ölümünden sonra haftalarca depresyona giriyor.

Kemiklerini yıllar sonra bulduğunda başında saygıyla bekliyor.

Ve evet, ağlıyorlar.

 

Bir filin gözünden akan yaş, bizim gibi duygu sömürüsü için değil.

O tam anlamıyla yaş.

 

"Empati mi? Kusura bakmayın, sistem kaldırmıyor."

 

Gelelim insanoğluna…

Fuziform hücreler bizde de var ama çoğumuzda kullanılmamış, rafta kalmış. Bazılarında fabrika ayarları bozulmuş gibi.

Çünkü empati artık “duygu fakiri” toplumlar için yüktür, zayıflıktır, zaman kaybıdır.

Fil, yerde yatan birine hortumuyla dokunup onu kaldırmaya çalışır.

Biz, yolda düşeni Instagram’a story yaparız:

"Biri şu teyze için bir şey yapsın!" (üzgün emojisiz olmaz ama)

Oysa yıllardır bizden daha duygusal olduğu belgelenmiş hayvan türleri var.

İyi bir belgesel izleyicisiyseniz BBC’nin şu sahnesini bilirsiniz:

Bir fil yavrusu suya düşer. Anne hortumunu uzatır, onu çeker, çevresindeki diğer filler o ana destek olur.

Bizde ise bir çocuk ağladığında çoğu yetişkin önce kendi sinirini düşünür:

"Of ağlatma şu çocuğu kafam şişti!"

Ve hâlâ kendimize en akıllı canlı demekten de vazgeçmeyiz.

Tebrikler Homo Sapiens! Bütün zekânı empatini kaybetmek için kullanmayı başardın.

 

Filler Vedalaşır, Biz Görmezden Geliriz

Bir filler mezarlığı var, biliyor musunuz?

Evet, doğada, filler ölen arkadaşlarının kemiklerine tekrar dönüyor.

O kemiğe hortumuyla dokunuyor, yanında bekliyor, yas tutuyor.

 

Peki biz?

Aramız bozulunca aramıyoruz.

Aramak ne kelime, story izleyip cevap vermemek için ninja moduna giriyoruz.

 

Empati o kadar unutulmuş ki, birini anlamaya çalışmak yerine en son ne zaman "Ben de öyle hissederdim" dedik, hatırlayan var mı?

 

Filler bile bizden daha iyi bir "veda kültürü" oluşturmuş durumda.

Ve biz hâlâ "empati geliştirme semineri" adı altında 3 bin TL verip başkalarını anlamayı öğrenmeye çalışıyoruz.

 

Fillerin fuziform hücresi, bizimkine fısıldıyor olabilir mi?

 

"Kanka biryap artık, biz versiyon 2.0’dayız."

 

Sonuç mu?

 

Belki de mesele, insan olmak değil.

İnsan kalabilmekte.

Ve bazen de kendimizi bir filin yerine koyabilmekte.

 

O acıyı hissetmek için yaşamak gerekmiyor.

Ama bazen yaşadığımızı hissetmek için bir başkasının acısına dokunmak gerekiyor.

Belki o yüzden filler dokunuyor.

Belki o yüzden biz uzaklaşıyoruz.

Ve son olarak bir soru:

Sizin fuziform hücreleriniz en son ne zaman sinyal verdi?

Empati hâlâ sizin beyninizde aktif mi, yoksa çoktan uçuş moduna mı aldınız?

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR

2025 YILINA DAMGA VURAN SANATÇI SİZCE KİM?


YUKARI