M.Ö.’ye Gidişler Bugün Doldu, Yarın Gelin...
Zaman makinesi icat edilmiş. Dünya bilim çevreleri şokta, tarihçiler gözleri dolu dolu, fizikçiler “Nobel bende” diye göğsünü kabartıyor… Bizim mahallede ise ilk muhabbet şu:
“Buna HES kodu gerekiyor mu?”
Bak net söylüyorum; bu makine bizim memlekete düşse, ilk kullanım amacı tarih değiştirmek değil, halaya yetişmek olur. Geçmişteki düğüne ışınlanıp, yarım kalan Ankara havasını tamamlamak. Çünkü biz teknolojiyi insanlığın ilerlemesi için değil, kendi keyfimizi artırmak için kullanırız. İnterneti hatırlayın… Dünya bilgiye koşarken biz “kedi lazerle oynuyor” videosuna gömüldük.
Kim Nereye Gider?
Teyze tayfası, Osmanlı’ya… Tarih öğrenmek için değil; padişaha çay ikram edip “Haremde boş oda var mı?” diye sormak için.
Mahalle abisi 80’lere… Disko topunun altına geçip “ben zaten bu dönemin çocuğuyum” diye hava atmak için. İki şarkı sonra “o kadar mıymış ya” deyip geri döner.
Ben mi? Ben direkt Leonardo da Vinci’ye. “Abi şu Mona Lisa gülüyor mu, yoksa gülmüyor mu? Bak bu belirsizlik beni yıllardır geriyor” derim. Adam belki “ben de çözemedim” diyecek.
Geleceğe Gitmek İsteyenler... Onların derdi daha güncel:
Şarjı bitmeyen telefon var mı?
İstanbul trafiği çözülmüş mü?
“Kiminle evlenmişim?” sorusunun cevabı… Sonra da fotoğrafı görünce “O muymuş?!” diye hayal kırıklığı.
Türk Usulü Zaman Yolculuğu
Makineye binmeden önce poşete çorap koyan (“oralar soğuk olur”) olur.
2 dakikalık yolculuğa çıkan adama “abi şu arada pastaneden su böreği al gel” diyen çıkar.
Devlet dairesinde ise tam trajikomedi: 5 fotokopi, 3 imza, “M.Ö. gidiş belgesi” ve “zaman görgü kuralları sertifikası” isterler.
Memur camdan kafayı uzatır: “M.Ö.’ye gidişler bugün doldu, yarın gelin.”
Ama bir düşünün… Belki de zaman makinesini en çok, geçmişteki kendimize gidip “Bak, korkma. Bu da geçecek” demek için isteriz. Ya da gelecekteki halimizi görüp “Hah, demek ki o diyet asla yapılmamış” diye kahkaha atmak için.
Zamanın içinden geçebilirsin ama bazı şeyleri değiştiremezsin; mesela, kim olduğunu.
Ve bu gece… Belki gökyüzünde bir meteor kayar, sen dilek tutarsın. Ama unutma, meteor düşer, zaman makinesi bozulur, tarihler karışır… Tek sabit kalan şey, doğru anda doğru yerde olmayı beceren insandır. İşte asıl mucize, o anı bulmak...