Bugun...


ASLI DÖNMEZ

facebook-paylas
ASIL DEĞİŞEN KİMDİ?
Tarih: 31-07-2026 11:40:00 Güncelleme: 31-07-2026 11:40:00


İnsan bazen birinin değişmesini uzun süre bekliyor.

Daha ilgili olmasını…
Biraz daha açık konuşmasını…
Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmamasını…
Bir gün durup kendine,
“Ben ne yapıyorum?” diye sormasını.

Ben eskiden beklemenin, hayatı durdurup birini beklemek olduğunu sanıyordum.

Değilmiş.

İnsan hayatına devam ederken de bekleyebiliyormuş. İşe gidiyor, eve dönüyor, kahvesini içiyor, arkadaşlarıyla konuşuyor. Hatta gülüyor bile.

Ama içinde küçük bir yeri, karşısındaki kişinin bir gün başka türlü davranacağı ihtimaline ayırıyor.

Bazen kendisi bile fark etmiyor bunu.

Çünkü bugünkü insanı görüyoruz aslında. Yaptıklarını da yapmadıklarını da ne zaman sustuğunu da biliyoruz. Ama yine de yarına inanıyoruz.

“Şu yoğunluk geçsin.”
“Şu sorun bir çözülsün.”
“Şu dönem bitsin.”

Dönemler bitiyor. Yeni yoğunluklar başlıyor. Ama bazı davranışlar hiç yerinden oynamıyor.

Galiba bazen karşımızdaki kişiye değil, onun bir gün dönüşeceğini düşündüğümüz hâline bağlanıyoruz.

Bugünkü insanı görüyoruz ama yarınki ihtimali seviyoruz.

Kabul etmesi zor olsa da bir insan sizi sevdiği hâlde değişmek istemeyebilir. Özlediği hâlde aramayabilir. Kaybetmekten korktuğu hâlde sizi kaybetmemek için hiçbir şey yapmayabilir.

Ben eskiden bunu anlamakta zorlanırdım.

“Seviyorsa nasıl yapmaz?”

Şimdi biliyorum ki her duygu davranışa dönüşmüyor. Bazı insanlar hissediyor ama sorumluluk almıyor.

İnsan da bir süre sonra onun söylemediğini anlamaya, yapmadığını mazur görmeye, sessizliğine neden bulmaya başlıyor.

Bence insanı en çok da bu yoruyor: Birinin yaptıkları değil, yapmadığı şeyleri sürekli kendi içinde açıklamak.

Sonra bir gün, büyük bir kavga olmadan insanın içinde bir şey yer değiştiriyor.

Kapılar çarpılmıyor. Şarap kadehleri duvara fırlatılmıyor. Zaten kadehe yazık, şaraba daha çok yazık.

Sadece eskiden beklediğiniz mesajı artık beklemediğinizi fark ediyorsunuz.

Telefon hâlâ masada duruyor ama gözünüz sürekli ekrana gitmiyor. Bir zamanlar bütün gününüzü ele geçiren sessizlik, artık yalnızca sessizlik olarak kalıyor.

Ben bunu ilk fark ettiğimde kendimi umursamaz sanmıştım.

Sonra anladım:

Umursamaz değildim. Sadece aynı şeyi aynı ağırlıkla taşımaktan yorulmuştum.

İnsan tam o noktada yalnızca karşısındakini beklemekten vazgeçmiyor. Beklerken dönüştüğü kişiden de yavaş yavaş uzaklaşıyor.

Sabır dediği şeyin bazen alışkanlık olduğunu görüyor. Anlayış sandığı şeyin içine ne kadar kendinden vazgeçme karıştığını fark ediyor.

Ve ilk kez kendine soruyor:

“Ben neden birinin değişmesini beklerken kendi hayatımı beklemeye aldım?”

Bence asıl değişim tam da burada başlıyor.

Karşınızdaki insan hâlâ aynı yerde duruyor olabilir. Ama siz artık ona aynı yerden bakmıyorsunuzdur.

Dışarıdan umursamazlık gibi görünen şey bazen sevgisizlik değil, insanın kendi hayatına geri dönmesidir.

Bazı insanlar değişmeden çıkar hayatımızdan. Ama biz, onların yanından aynı insan olarak ayrılmayız.

Sonra bir gün dönüp bakarız.

Beklediğimiz kişi hâlâ aynı yerdedir.

Bizse artık orada değilizdir.

Peki siz hiçbirinin değişmesini beklerken, asıl değişenin kendiniz olduğunu fark ettiniz mi?

Aslı Dönmez
Köşe Yazarı & İçerik Üreticisi

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
HABER ARA
HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI