|
Tweet |
Aslı DÖNMEZ Köşe Yazısı
"Elma mı dedin? Hadi lan oradan!" Dediğinizi duyar gibiyim ;)
Bir meyve düşünün: Hem cennetten kovdurtuyor, hem kafaya düşüp bilim icat ettiriyor hem de milyar dolarlık teknoloji şirketine logo oluyor. Evet, ELMA! Yahu ne var bu elmada? Büyü mü yaptırdınız, dualar mı okuttunuz, muskaya mı sardınız? Bu kadar kudret bir meyvede toplanır mı kardeşim?
Bugün sanırım "elma" deyip, "ayva" yedirteceğim. Kemerlerinizi bağlayın, zihinlerinizi açın ve yazımıza başlayalım...!

Başlayalım en antik fiyaskodan: Âdem, Havva, yılan, elma... Cennetin ilk "skandalı". Bak, her şey yolundaydı. Hava güzel, meyveler bol, kira yok, fatura yok... Ama dayanamadılar. Yahu kardeşim, başka meyve mi kalmadı? İncir, armut, nar, hatta mango! Yok, ille de elma! Bir ısırıkla komple insanlık tarihini başa sardılar. "Bir ısırık nelere kadir?" diyoruz ya, işte o hesap. Hem de çıplak yakalanıp cennetten postalanmak... Bir elma yüzünden! Biri deseydi ki: "Abi o elmaya bulaşma, valla ayvayı yersin!" Ama yok, iç ses kapalı, akıl uçmuş, elma cezbetmiş. Klasik.
Yüzyıllar geçti, elmanın şakası bitmedi. Bu sefer Newton'un kafasına düşüp "Bak, çekim diye bir şey var" dedirtti. Kafaya karpuz düşseydi "çekim" değil, beyin travması konuşuyor olacaktık. Armut düşseydi? Belki "armutun sapı, üzümün çöpü"yle devam ederdi bilim tarihi. Elma bu, yine başrolde. İşi gücü var mı? Yok. "Ben kafaya da düşerim, dünyayı da değiştiririm" havasında. Tipik drama queen meyvesi.
Modern çağa gel: Apple. Logoda ne var? Isırık. Yani diyor ki: "Günah işleyin, ama Wi-Fi olsun!"
Isırık = Bilgi, Bilgi = güç, Güç = para, Para = iPhone Pro Max! Tertemiz denklem.
Hani "büyük lokma ye, büyük laf etme" derler ya... Apple onu yanlış anlayıp "küçük lokma ye, büyük fatura öde" demiş. Hepimiz de yemişiz afiyetle. Hem de kredi kartına 12 taksitle. Bir de sinsi kelime oyunu: "bite" (ısırık) ile "byte" (bilgisayar verisi). Yani hem dil cambazı, hem zihin çelen bir elma. Vallahi Hollywood senaryosu gibi!
Biz de boş durmamışız. "Kızıl Elma" demişiz, peşinden koşturmuşuz. Fethedilecek hayal, ulaşılacak hedef... Ya bir durun be! Başka meyve yok muydu? "Mor Erik" diye fetih yapılır mı? "Altın Mandalina" peşinden koşulur mu? Yine elma... Herkeste bir elma takıntısı. Türk milleti olarak iki konuda istikrarlıyız: Bir, mangal. İki, elma metaforu. Sonra diyoruz ki "niye ayvayı yedik?" Eee, hedef saplantısından ayvaya giden yol kısa.
Elmayı yersin: Günah işlersin, bilim insanı olursun, CEO olursun. Ayvayı yersin: Patlarsın. Hayatın özeti bu. Elma: Masum gibi görünen baş belası. Ayva: Gerçek son.
"Ayvayı yedim" diyene kimse acımaz. Çünkü herkes bilir ki o yolun başlangıcı bir elma ısırığıdır. Hadi bakalım geçmiş olsun.
Bir meyveye bu kadar anlam yüklemek... Yeter artık!
Bak dostum, hayatta üç şey net:
Elma hep olay çıkarır.
Ayva her zaman son duraktır.
Muz hiçbir işe karışmaz. Sessiz, efendi.
Diyorum ki: Elmayı fazla büyütme. Yoksa bir gün bakarsın ayvayı yemişsin. Hem de kabuğuyla!
Şimdi soruyorum:
Sence hangi meyveyle dünyayı kurtarırız? Elma mı, ayva mı, muz mu? Yoksa hepsini çöpe atıp bir kahve mi söyleriz? (Yanında Elmalı turta da olsun lütfen hahahaaaahaaaa elma yine başrolde)
Hadi bakalım... İyi okumalar...