|
Tweet |
SEÇEMEDİKLERİMİZLE YAŞLANIYORUZ
14. yüzyılda yaşayan Fransız filozof Jean Buridan, tarihe garip ama düşündürücü bir hikâyeyle geçti:
Bir eşek düşünün; önünde iki saman balyası var. İkisi de aynı uzaklıkta, aynı dolulukta, aynı cazibede… Zavallı hayvan bir türlü karar veremiyor. Hangisine yaklaşsa diğeri aklına geliyor, bir adım atamıyor. Ve sonunda, açlıktan ölüyor.
Buridan bu hikayeyle, insanın kararsızlık paradoksunu anlatmak istemişti.
Ve aradan yüzyıllar geçti ama değişen pek bir şey olmadı.
Sadece saman balyalarının yerini “seçenekler” aldı: kariyer mi aşk mı, gitmek mi kalmak mı, sessiz kalmak mı içindekini söylemek mi… Biz hâlâ oradayız, iki seçenek arasında öylece duruyoruz.
Kararsızlık, günümüzde bir felsefe konusu olmaktan çıktı; resmen bir yaşam tarzı haline geldi.
Eskiden insanlar “yanlış yapmaktan” korkardı, şimdi “doğruyu kaçırmaktan” korkuyor.
Yani “ya o değilse?” sendromu, modern çağın laneti oldu.
Bir iş teklifini değerlendirirken bile içimizden bir ses “ya daha iyisi çıkarsa?” diye fısıldıyor.
Telefon çalıyor, bakıyoruz: aramak istiyorduk ama şimdi açarsak “fazla hevesli” görünür müyüz diye düşünüyoruz.
Ve düşünürken, fırsat çalıyor, gidiyor.
Buridan’ın eşeği açlıktan ölmüştü. Bizse fazla düşünmekten tükeniyoruz.
Karnımız değil ama ruhumuz aç kalıyor. Çünkü karar vermemek, aslında yaşamamayı seçmek.
Bir şeyi seçmediğinde, sadece bir ihtimali değil; o ihtimalin sana yaşatacağı bütün duyguları da elinin tersiyle itiyorsun.
Üstelik kararsızlığın görünmeyen bir kalkanı var: “Yanlış yapmadım” hissi.
İnsana geçici bir güven veriyor.
Ama unuttuğumuz şey şu: Hiçbir şey yapmamak da bazen en büyük hatadır.
Zaman, bizim yerimize karar veriyor.
Ve bir sabah uyanıyorsun ne o işi, ne o insanı, ne de o fırsatı elinde tutabiliyorsun.
Hepsi, “biraz daha düşüneyim” dediğin o aralıkta kaybolmuş.
Belki de Buridan’ın hikayesi bize tam olarak bunu anlatıyor:
“Kararsız kalan, aslında iki seçeneği de kaybeder.”
Çünkü hayat, bekleyenleri değil, adım atanları ödüllendiriyor.
Kusurlu kararlar bile, hiç karar vermemekten daha iyidir.
Çünkü yanlış bir yolda yürürken bile öğrenirsin, ama aynı noktada dikilerek sadece kök salarsın.
O yüzden sevgili okur, belki de artık şu cümleyi kendimize hatırlatma zamanı geldi:
Seçmek, kaybetmek değildir. Seçmemek, yaşamamaktır.
Peki sen, hâlâ iki saman balyası arasında mı kaldın,
yoksa sonunda bir adım atıp yaşamaya karar verdin mi?