|
Tweet |
“DİLİMİZ YALAN SÖYLER AMA KAŞIMIZ ASLA”
İnsan bazen hiçbir şey söylemeden her şeyi anlatır. Ağzını açmaz ama gözleriyle roman yazar, kollarıyla tiyatro oynar, duruşuyla mahkeme kurar.
İşte bu sanatın adı: beden dili.
Ve hayır, beden dili sadece flörtöz bakışlar ya da yalan yakalama teknikleriyle sınırlı değil. Beden dili, bir insanın sahneye çıkmadan önce parmaklarını çıtlatmasında, sinirlenince kalemi kemirmesinde, hatta otururken çantasını nereye koyduğunda bile gizlidir.
Gözler yalan söylemez, sadece kaçamak bakar
Bir insanın gözleri, onun en dürüst muhbiridir. Göz teması kurmaktan kaçan biri ya suçludur ya da Türkçe öğretmeninden notu düşmüştür. Ama göz temasını hiç bırakmayan biri de ya çok ilgilidir ya da muhtemelen seni hipnotize etmeye çalışıyordur.
Üç saniyelik bir göz teması: "Dinliyorum."
Beş saniye: "İlgimi çektin."
Sekiz saniye ve üzeri: "Ya evlenelim ya da polise haber verelim."
Kollar: Açık mı, kapalı mı? Yoksa kaçmaya mı çalışıyor?
Birinin kolları çaprazsa, muhtemelen "Şu an ruhumu değil, sadece kabanımı ısıtıyorum" demek istiyordur. Ama aynı zamanda bir koruma kalkanıdır bu duruş. İnsan kendini tehdit altında hissettiğinde, bedenini fiziksel olarak kapatır.
Açık kollar? “Buyur, beni tanı” davetiyesi.
Kollar arkada bağlı? “Ben buradayım ama sadece bedenim, ruhum şu an Maldivler’de tatilde.”
Yüz: Kaş kalkarsa her şey değişir
Kaş... O küçücük kıllı çizgiler var ya hani alnımızın üstünde? İşte bazen onlardan birinin hafifçe kalkması, bir paragraflık e-postaya bedeldir.
– "Gerçekten mi?"
– "Yok artık!"
– "Sen benim zekâmla dalga mı geçiyorsun?"
Hepsi tek bir kaşla anlatılabilir. Üstelik ses tonuna gerek bile yok. Kaş bir kalktı mı, Shakespeare sahneden inebilir.
Ama dikkat: İki kaş birden kalkarsa, ya ciddi bir şaşkınlık yaşanıyor ya da karşıdaki kişi fiyat etiketine bakıyor.
Ayaklar: Dürüstlük genelde ayaktan başlar
Konuşurken biri size doğru dönmüş ama ayakları kapıya bakıyorsa, bilin ki onun gönlü gitmiş ama bedeni henüz Uber bulamamıştır.
Ayaklar bedenin “kaç-git” radarlarıdır. Nereye yönelmişlerse, zihin oradadır. Ayaklar sizi gösteriyor ama biriyle konuşmuyorsa? Hoşlanıyor ama risk almak istemiyordur.
Beden Dili = Sessiz Çığlık
Toplantılarda, sokakta, ilk buluşmada, markette kasiyerle… Vücudumuz konuşur. Üstelik o kadar da sessiz değildir. Ses tellerimiz dinlenmeye çekildiğinde, bedenimiz sahneye çıkar.
Ama unutma: Beden dili evrensel değil, kültüreldir. Japonya’da kafa sallamak başka bir şey anlatırken, Türkiye’de “yok canım estağfurullah” demektir. Bir el hareketi İtalya’da dostluk göstergesiyken, burada karakolda ifade vermekle sonuçlanabilir.
Sen, beden dilinde hangi dili konuşuyorsun?
Bir bakışla roman yazanlardan mısın, yoksa tüm duygularını saklayıp yüzüne poker maskesi takanlardan mı?
Vücudun senin sözcüğünse, ne yazıyorsun acaba dünyaya?